kafasi karismis karakter sarrafligi:
tekduze insan. eviyle arasi iyidir, sehirdedir, disari pek cikmaz, soru sormayi birakmistir, daha once sormus olduguna dair de supheler vardir. minik obsesyonlar pesinde duzenlidir. bazisi bir komsusunun hayatini izler. belki yalnizca ise gider gelir, hicbir guc yarisina girmez (ve bu yeteneklerinden biridir) yemek yer ve uyumadan once televizyon izler ve hepsi tek basinadir onlarin, sehirdedirler. nedir peki bu insanin cekiciligi de kitaplarda karsilasinca kendi sade dunyalarini baskalari icin cekici kilarlar?
onlarla hayatta karsilasma imkani da cok sinirlidir; akla gelecek ilk sebep elbette bu tek odakli yasayis bicimleridir. ama aslinda onlarin varligi hep mustulanmistir bize. cekerler bizi; otobus duraklarinda yanimizda ciddi duruslu o insanla ilgili kurabilecegimiz bir hayaldir bu. o ve onun tek duze yasami.
halbuki belki de bu insanlar bir amaca hizmet ederler ayni zamanda. kendini hayatindan ve arkadaslarinin cekiciliginden ve kaosundan kurtaramayan insanin duzen ve kendi hayatina hakimiyet arayislarinin odaklaridir onlar belki de. o insanin getirdigi bir arinma vardir; gereksizlerden kurtulus ve disarida olmanin bogucu imkansizligina karsi bir imge. ve oyle bir kabullenistir ki onlarinki travma ve sok otesi bir hayatlari vardir; genelde sasirmazlar. elbette kitap boyle ilerlemez ve onlari gercekten sasirtacak ve zorla harekete gecirecek bir etmen koyar anlatiya. sirtlarindan itile itile ilerleyenlerdir onlar; bir hevesle kendini ileri atip hayalkirikligina ugrayanlar degil.
bilgi, mutluluk ve zevk yarisini birakmis gibidirler bir yandan da. bu zamanlarin azizleridirler belki de. cok parcali ve gorselli bir cevreden dikkatli ve ayni zamanda sakin cikabilmislerdir cunku. mac sesleri, ramazan ve kalabaligin ugultusu cilizlasmis sekilde gecerler onlarin evlerinin duvarlarindan.
ve tek duze insanin en sasirticisi bu halini koruyandir elbet. rutinin sekteye ugradigi an, ismi mustulanir kulaklarimiza birkac satirla. buradan onu hayal edebilmemiz icin.
28 Ocak 2009 Çarşamba
kar tutmayan sikinti
kar agirlastiriyor zamani. agir yazdiriyor, cumleler sikiliyor. agir yurunuyor, kisa adimlar atiliyor, baslar onde. bisikletler yolda takiliyor, ayaklar kayiyor ve gorus alaniyla sekillenen dis dunya algisi sisleniyor yagan kar taneleriyle. ruyaya gecis kolay, donus zor oluyor. uzun ve canli goruntuleriyle hatirlanan ruyalar, bir turlu kendini hatirlatmayanlar, sicak yorganlar, rahatsiz uykular. bugun hepsinin uzerinde kar birikti, daha da agirlastilar.
yine de kar sinirlari siliyor, gecmek isteyene.
boyle sisli bir gundu bugun de. kara inat, beyaza inat hizli ve aceleci olamadi. derslerde saatler bitmek bilmedi, kelimeler bir turlu olusmak istemediler, sehrin sessizligi onlara da nufuz etti.
disarida sigara icmek zordu. dunya kuculdu.
uzun suredir ortalikta gorulmeyen sey, o icerideki aciklanamaz sikinti hissettirdi bugun kendini. tipi kapamaya calisti onu, olmadi. kar tutmayan sikinti sigindi gogsun ortasina ve tahtini birakmadi.
yine de kar sinirlari siliyor, gecmek isteyene.
boyle sisli bir gundu bugun de. kara inat, beyaza inat hizli ve aceleci olamadi. derslerde saatler bitmek bilmedi, kelimeler bir turlu olusmak istemediler, sehrin sessizligi onlara da nufuz etti.
disarida sigara icmek zordu. dunya kuculdu.
uzun suredir ortalikta gorulmeyen sey, o icerideki aciklanamaz sikinti hissettirdi bugun kendini. tipi kapamaya calisti onu, olmadi. kar tutmayan sikinti sigindi gogsun ortasina ve tahtini birakmadi.
27 Ocak 2009 Salı
gece
saat 01:00 itibariyle her gece sasmadan gevezelesiyorum. bir "automatic writing" durumu oluyor, en nihayetinde bilincalti ortaya cikmiyor ama daha lirik bir kimlikle sahnelerde saliniyorum.
26 Ocak 2009 Pazartesi
coffee and snow
bugun st louis kar senlikleri dahilinde evde oturma ve oyun/kitap/cay/kahve gunuydu. zaten sessiz olan university city muhidi daha bir sessiz oldu karla. ve disari cikip -10 derecede bir yuruyus yapmak mumkundu. tobacco satan dukkandaki kiz sigara iciyordu. sehirde barlar ve cafelerde sigara icilebilirken bir de yaninda tobacco shoplarda da icilebiliyor, bundan da ozel bir zevk aldigimi soyleyeyim.
supercannes adli kitabinda postmodern ve postkolonyal duzlemlerde giden ballard, supercannes adli super teknolojik yerde, gelecegin yeni elitini (corporate elite diyelim) anlatirken bir de dedektiflik olaylarina giriyor ve eskiden beri 1984 gibi distopyalarda cok cekici buldugum unsurlar oldugunu fark ediyorum. aslinda bunu zaten biliyorum, allah kahretsin diyorum ama henuz blogun egreti kamusalligini dilimden sokup atabilmis degilim.bunun icin birkac post (gonderi) daha gerekecek.
secilmislik hissinin cekiciligiyle yeterince basa cikamadigim da dogru olabilir (gokyuzunden uzanan bir ip beni alsin ya da corporate bir helikopterle denizin ortasindaki o kuleye gidelim ve secilmis insanlar olarak dunyanin icine edelim.) okullarin yarin tatil olmasini istemek gibi bir cocukluk hayalinin devami diyelim buna.
aslinda bu gonderinin (ozturkce kullaninca hafif matematiksel bir hava buruyor etrafi, yari obsesyon yari yeni-egreti bir nostalji kokuyor) karla ilgili olmasi gerekiyordu, amac sadece bir fotografi buraya yuklemekti ama illa kayda degerlik sanrisi yaratan bir iki cumle etmem gerekiyordu degil mi?
evet bugun disari ciktik ve karda yuruduk, guzeldi. okuldan birisini gorduk ve bize it's sooo colddd dedi. sonra asli'dan bir mail geldi ve toronto'nun -30 derece oldugunu bildirdi. seyahatname tarihinde hicbir yer edinemeyecek bir gun oldugunu hatirlatan bir bilgi oldu bu bana. burasi -10 ama daha soguk yerler de var. hicbir eni yasayamiyorum, uf. ama kar ve kahve vardi bugun ve guzeldi.
bu ilk
her varolusun bir evi vardir diye bir cumle geciyordu kafamdan. uzun gozlemlerin sonucu edinilmis degil, aceleci cikarimlardan bir digeri. her huzursuzun en nihayetinde duruldugu bir zaman-mekan duzlemi oldugu fikrinden yola cikarak daha cok.
boyle bir gunluk yapayim dedim. st louis gunlukleri olsun ismi, ama dort duvar arasindan yazilsin. amerika'da fiziken bulunup icinde sanal bir tur yapiyor olmakla ilgili bir blog olsun.
ismini koyunca insan kamusalliginin farkina varip kendini sinirlandiriyor. boyle paris'in haritasindaki yollari parmagiyla takip eden madame bovary gibi ben de buradan olmadigim ulkenin sinyallerini takibe calisayim; sonunda arsenik icip olmeyecegim umuduyla tabii...
boyle bir gunluk yapayim dedim. st louis gunlukleri olsun ismi, ama dort duvar arasindan yazilsin. amerika'da fiziken bulunup icinde sanal bir tur yapiyor olmakla ilgili bir blog olsun.
ismini koyunca insan kamusalliginin farkina varip kendini sinirlandiriyor. boyle paris'in haritasindaki yollari parmagiyla takip eden madame bovary gibi ben de buradan olmadigim ulkenin sinyallerini takibe calisayim; sonunda arsenik icip olmeyecegim umuduyla tabii...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)