25 Ağustos 2015 Salı

insanlar

bir arkadaşım ''ama sen o yıllarda sanki herkesin, üniversitedeki arkadaşlarının dışındaymışsın, 'sizden farklı bir yaşamım var' dermiş gibi davranıyordun'' dedi. ''öyle mi? öyle mi davranıyordum?'' dedim. sonra da bir an durdum. ''onlardan farklı bir yaşamım vardı zaten.'' dedim. doğruydu, ben bir gerçeklikten çıkıp diğerine giriyormuşum gibi hissederdim o yıllarda, deneyimim buydu. bunun dışarıdan görüntüsü dışlayıcı dursa da, gerçekliğe en yakın tarifi de buydu.

bugün düşünüyorum. insanlar benim kadar etkileniyor mu, diye düşünüyorum. insanlarla dolu bir yaşamı arzulayan, özleyen insanları anlamak istiyorum. nasıl rahat, sorunsuz hissettiklerini merak ediyorum. benim kadar etkilenmiyor olmalılar diyorum. zira çok zor geliyor bazen ilişkiler. anlaşılmamalar, karşılıklı anlaşamamalar. sevgi ilişkisi her şeyi çözsün diyoruz. fakat sen dursan, karşındaki durmuyor. kimse kimseye tam anlamıyla güvenmiyor. bence çözüm, en azından benim için sevgiden önce, güvenden başlıyor. bu da elbette bizim 'şemalarımızla' doğrudan bağlantılı. sevgi kolay, güven zor geliyor zira benim için.

ki aslında sadece ilişkilerin zor gelmesinden değil. artık nasıl şekillendirdiyse bu beni erken yaşlarda, izole olma eğilimim var. özellikle iş yaparken yalnız olmak istiyorum. ve ne yazık ki bu bilinçle yapmadım önemli bazı tercihlerimi.

20 Ağustos 2015 Perşembe

dün

"sen içini dökmek için yazıyorsun, kurmak için değil"

sorunum bu olabilir . şu an için kafamda yüz yıllardır kurduğum alternatif planı hayata geçirmeye bu kadar geç kalmışken, aynı noktada sürekli durduğum için üstüme yıldırım düştü ve bir ya da iki yıllık bir söz vermeme sebep olabilecek bir iş teklifi geldi. içim karardı, ne yapacağımı bilemedim. kendi işimi yapayım, emek yoğun olsun ama benim olsun diye düşünürken, ayrılma kararını ya şimdi almam ya da uzun bir zaman ertelemem gerekliliği ortaya çıktı. riski ve muhtemel parasızlığı tercih etmekte zorlanıyorum. sıkıştım, kaldım.

16 Ağustos 2015 Pazar

apparat

her duyduğumda, özellikle black water'lı albümü, nasıl buhranlı zamanlar geçirdiğim aklıma geliyor. karanlık daha da koyulaşabiliyor, bir noktada ferahlar dediğin şey daha da dibe batabiliyordu.

şimdi ise tatil sonrası bir zamandayım. ferahtayım görece. bir şeyler yapabilirmişim gibi bir varsayımdayım. evcil bir hafta sonu, müzikler ve ev işleri ile akan bir gün. bakalım, gerçekten de umduğum gibi olabilecek mi?

12 Ağustos 2015 Çarşamba

babam hakkında bir yalan

son dönemde okuduğum en güçlü anlatıydı. nereye gidersen git, geçmişin boynunda asılı kalabiliyor. ve sonra biraz yükü hafifletmek için bir kitap yazıyorsun.

-
ve bu tatil sonrası biraz cesaret kazandım sanki. gerçekten becerebilir miyim acaba?