30 Haziran 2012 Cumartesi

26 Haziran 2012 Salı

göğe bakma durağı


ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
şu aranıp duran korkak ellerimi tut
bu evleri atla bu evleri de bunları da
göğe bakalım

falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
inecek var deriz otobüs durur ineriz
bu karanlık böyle iyi afferin tanrıya
herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
beni bırak göğe bakalım

senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
seni aldım bu sunturlu yere getirdim
sayısız penceren vardı bir bir kapattım
bana dönesin diye bir bir kapattım
şimdi otobüs gelir biner gideriz
dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
bir ellerin, bir ellerim yeter belleyelim yetsin
seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
durma kendini hatırlat
durma göğe bakalım

T.U

25 Haziran 2012 Pazartesi

şehir

'Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim' dedin
bundan daha iyi başka bir şehir bulunur elbet.
Her çabam kaderin olumsuz bir çabasıyla karşı karşıya
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
Kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
boşuna bunca yıl tükettiğim ülkede.

Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir.
Sen gene aynı sokaklarda dolanacaksın,
aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
Başka bir şey umma-
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
Öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de.

Konstantinos Kavafis (Cevat Çapan çevirisi)

19 Haziran 2012 Salı

disclaimer

paramızı, aklımızı, nöronlarımızı, bedenimizi ve sevgimizi idareli kullanmaya dikkat edelim lütfen. kaybedeceklerimiz var, kazanacaklarımız var. aman diyim. çok önemliyiz ağzına sıçtıklarım. lütfen dikkat.


17 Haziran 2012 Pazar

dış dünyaya sarmak derken..

gün gelecek dış dünyanın bilgisiyle meşgul olacağız. gün gelecek biz de ihtiyarlayacağız.



16 Haziran 2012 Cumartesi

sabah sabah, tövbe estağfurullah rüyası

rüyalar iyiydi diyorduk değil mi? geç yatılan bir akşam sonrası cumartesi'nin köründe sabah saat 8'deki bir rüyadan 'o benim dostumdu' diyerek dramatik bir uyanış yapmak ise biraz iddialı oldu doğrusu.

gerçekten az kabuslu bir bünye olarak bulundu mu da bunuluyorum.

'bilinçaltı çalışıyor' tabelası istiyorum rüyaların arka fonuna. böylece görürken gereksiz yere isyan ve dehşet çukuruna düşmeyiz.

15 Haziran 2012 Cuma

diyorum ki

hazır totaliter bir yönetim geliyor, geldi, geleyazdı, bize de bir faydası olsun değil mi? seçilmişlerde kendimizi bulamıyoruz diye üzülmeyerek yapıcı eleştiriler ve öneriler getirelim sisteme isterim:

mesela metroda inenlere öncelik vermeyenler tek ayak üzerinde bekletilsin. merdivenin normalde acelesi olanlar için ayrılan kısmında duran, bir de 'çekilir misiniz rica etsem' gibi sorulara 'bu insanlar nereye koşuyo yae' gibi bir cevap verip artislik yapan arkadaşların ensesine bir tokat patlatacak hizacıbaşları olsun.

toplu taşıma araçlarında akbilini paylaşmayanlar, akbili bitenlere el uzatmayanlar ve gereksiz yere yoook canım almam o parayı, allah aşkına, ölümü gör diyenler aynı odaya kapatılsın, bir konsensus sağlayana kadar da orada kalsınlar.

yine toplu taşıma araçlarında güzel kokan vatandaş yaratma politikası doğrultusunda dağıtılacak olan deodorantları kullanmayı reddeden kokan vatandaşların hepsi aynı vagona bindirilsin. vagonda oturacak yer olmasın, herkes üstteki demirlere tutunmak zorunda kalsın.

taksimde ağır yürüyenler için bir şerit, daha hızlı yürüyenler için ayrı bir şerit olsun. trafik sağdan akar kaidesini bozanlara 3 gün meydana giriş yasağı getirilsin.

yollar ve kaldırımlar dahil tüm düz zeminleri kendi alanı olarak gören motorlu araç kullanıcıları eğer bir yayanın üzerine doğru arabasını sürerse, yayanın da yanındaki levyeyi arabının ön camında patlatma hakkı olsun. şenlikler başlasın.

vs. vs.

iç dünyamın hassas dengeleri ve gıda zehirlenmesi gibi şeylerden sıkıldığım için artık dış dünyaya sarmaya karar verdim. cümlemize hayırlı olsun.

13 Haziran 2012 Çarşamba

dünya, al sana: 
sonra evimizin duvarları kürk mantolu, hava sıcakken husky cinsi bir köpeğiz, metroda poposunu yavaşça kaydıran bilinçli bir vatandaş ve yatakta hepimiz adeta bir neferiz. al sana: 

al sana, al sana, al sana 

konuşamayanların ve akbilini paylaşmayanların ülkesi, al sana 
ankastre fırınlar ve yazılmayan yazılar: al sana  
artan altın fiyatları, düşen euro dolar paritesi, içimi kat kat yapan şarkılar, arabalar, arabalar, koca yaz, koskoca kaz(ık kadar oldun hala..) ve brandasının altında oturulamayan çay bahçeleri, beyoğlu belediyesi, al sana 

hayatını yola koymalar, kendini toparlamalar, kibar kibar sırıtmalar, grup psikolojileri, tatil hayalleri, antropolojiyle edebiyatın kesişimi, odalar odalar, salonlar ve koridorlar, bir de mutluluk, ah var ya o mutluluk, al sana al sana al sana 

7 Haziran 2012 Perşembe

%100

doldun. 
ilk çeyrek bir birayla, ikinci çeyrek denizi önüne almış kelimelerle boşaldı. tam meselenin ortasına gelmişken dalga sesi duyuldu, her şey yarım kaldı.

şiir okuyamayanlar şiir yazabiliyor muydu sahi? izin var mıydı buna?

sonra:

'bazı günler yanında oturan ve manzaranın keyfini çıkarmana sesleriyle engel olan o grubun içindesin. bazen de yalnızca denize bakmak ve ölmeksin'

ya da böylesi cümleler kurabiliyor muyuz? 

çay bahçesinde yazmanın ergen değilsek eğer, ayıp, mahrem bir tarafı var. anlatma isteğini açık eden, yalnızlığınla pek de barışık değilmişsin gibi gösteren bir taraf. ergen kısmı kimlik, bir yaş sonrası ise herhalde dışarıdan ancak bir gariplik. 

6 Haziran 2012 Çarşamba

3 Haziran 2012 Pazar

tek hücreli

hücre sayısından yaşam saptamaya çalışarak daha da bir horozlanan memleketin korkunç adamları. ürkütücü bıyıkların altında müstehzi gülüşler, anneler kendilerini öldürsünler, deklarasyonlar, bildiriler, saptamalar, gözlemler.

ortalama aklın zapturapt altına aldığı zihinler, zihinlerimiz. öğürtüler, gündeliğimiz.