28 Ocak 2011 Cuma
13 Ocak 2011 Perşembe
rhapsody in blue
george ghershwin'in rhapsody in blue'sunu oturma odası görünümlü salonda çaldığımda beyaz balık çiftleşmek amacıyla turuncu başlının peşinden koşuyor, siyah adlı balık beyazın ve turuncu başlının peşinden koşuyor (yüzüyor). müziğin balıkları delirttiğine dair garip bir teoriye sahibim. bir tek turuncuya bulaşmıyorlar. şu anda nefes nefese bir kovalamaca devam ediyor sayın seyirciler.50 litrelik akvaryumu kendilerine dar eden balıkların çılgın dansı dakikalardır devam ediyor. tabii siyahın hepsini meşe odunuyla kovaladığını da hayal edebiliriz. kendini bütün bu keşmekeşin dışında tutan turuncu balığın temkinli ifadesini aşağıda görebilirsiniz.
rhapsody in blue ise new york'a adanmış sayılabilecek bir eser olarak new york "hissini" depreştiriyor. huzurlu bir gece, turuncu balıklar ve ışıklar ile sizlere seslenmekteyiz, keyifliyiz özetle. pek bir keyifliyiz nedensiz. Bu şarkı hopper'ın nighthawks adlı resmine göre "fazla sıcak" kaçsa da, bir şehrin yüzlerini gösteriyorlar her ikisi belki de birlikte.
rhapsody in blue ise new york'a adanmış sayılabilecek bir eser olarak new york "hissini" depreştiriyor. huzurlu bir gece, turuncu balıklar ve ışıklar ile sizlere seslenmekteyiz, keyifliyiz özetle. pek bir keyifliyiz nedensiz. Bu şarkı hopper'ın nighthawks adlı resmine göre "fazla sıcak" kaçsa da, bir şehrin yüzlerini gösteriyorlar her ikisi belki de birlikte.
12 Ocak 2011 Çarşamba
uyuyan adam
"Ayağını dibe kuvvetle çarparak su yüzüne çıkan dalgacın aşırı güzel imgesi, gerektiğinde kendine, düşen kişinin her türlü saygıya hak kazandığını hatırlatman içindir: Tanrı'nın bağışlayıcılığı, yiyecek bahşettiği yeryüzü ve gökyüzü sakinlerine ulaştığı gibi, ona da ulaşır."
"Yalnızlığın bir şey öğretmediğinden, kayıtsızlığın bir şey öğretmediğinden başka hiçbir şey öğrenmedin. Bu bir aldatmacaydı, göz alıcı ve tuzaklı bir yanılsamaydı. Yalnızdın, hepsi bu, ve kendini korumak istiyordun; dünyayla senin arandaki köprüler sonsuza dek atılsın istiyordun."
"Ölmedin. Delirmedin."
"Yalnızlığın bir şey öğretmediğinden, kayıtsızlığın bir şey öğretmediğinden başka hiçbir şey öğrenmedin. Bu bir aldatmacaydı, göz alıcı ve tuzaklı bir yanılsamaydı. Yalnızdın, hepsi bu, ve kendini korumak istiyordun; dünyayla senin arandaki köprüler sonsuza dek atılsın istiyordun."
"Ölmedin. Delirmedin."
9 Ocak 2011 Pazar
bir yıldız parkı günü
bir yıldız parkı günü geçmiş ve gelecekten kurtulunduğu noktanın kaçış hayalinin ana felsefesini oluşturduğunu gördük. ana felsefe olarak adlandırılmadığı vakit, zevk odaklı ve ergen bir yaşam olarak karşımıza çıkıyor. sanki öyle ki, uyuyan adam gibi ben de toplamı 30 yapan kağıtları bulmak için bir gün harcayabilirim. onun sanatı ölçüyü asla kaçırmamasında yatıyor, "ölçü" kaçınca, işin içine karmaşa arasında kendine bir değer yaratmak girince, hele bir de "anlam" aranınca, o zaman geçmiş ve gelecek bir anda sanki bir atm sırasında bekler gibi kuşatıyorlar insanı. karmaşa içinde değer göreli yapmıyor mu insanı? göresiz insana inanmadan, bu konuda kafa yormadan göresiz insan gibi gözüküyor o uyuyan adam.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

