efendim, dünya zor dönen bir gezegen. o dönüyorsa, başka bir şey dönmüyor. yine kalıyoruz böyle yappa. ama nerelerimizdençıkıyoranlamıyoruzlar çıkıyor. şimdi hakikaten sormuyorum iyi miyim kötü müyüm, nası insanım. ki aslında bunu söyleyen yalan söylüyor, hayat bir ayna, her gün ölçe biçe kendimizi, hah şu galiba demekteyiz. sonra yanlış ölçmüşüz diyoruz. ama en azından başka sıfatlar seçtiğim kesin.
evin duvarları rahat, nerede ne kadar çok kal, işte al sana reification, katılaşıyoruz. sonra helo dış dünya, adım ne. bu süreci yaşamış bulundum bir süredir. ve artık anlıyorum ki, hakikaten kafa durgunluğuna sahip olmalıyım ki, bazı aralar, o sorularımı toplayayım. fakat tam da o katılaşmadır ki bizi harekete geçiren. bir beden olamazsak zaten yürüyemeyiz.
23 Ağustos 2011 Salı
20 Ağustos 2011 Cumartesi
hectic
para kazanmak adına bir iki ay boyunca evdeki işler ve işteki işler toplamının bir tezahürü olarak nefes almamayı kabul etmek, hayatımızı erteleme pratiğinin pratik olmaktan çıkıp kendi çapında bir hayat olduğu gerçeğine parmak mı basıyor acaba?
bugün cumartesi ve ben word programıyla büyük bir aşk yaşıyorum.
ve bu yıl doğru düzgün cıbı cıbı yapamamak üzüyor bünyeyi, ama ne de olsa saturn conjuct mc değil mi? hiçbir şeye benzemez.
bugün cumartesi ve ben word programıyla büyük bir aşk yaşıyorum.
ve bu yıl doğru düzgün cıbı cıbı yapamamak üzüyor bünyeyi, ama ne de olsa saturn conjuct mc değil mi? hiçbir şeye benzemez.
13 Ağustos 2011 Cumartesi
12 Ağustos 2011 Cuma
parallelizasyon
bu aralar hayatım paralellik ve etkinlik ekseninde gidiyor. son dakikacılar, sonun sonu'cular, panikleyenler, paniklemeyenler, böyle bir mail -telefon trafiği devam ediyor.
peki bunun dışında?
hayatımızı deep house dinlercesine geçirirken bir adet nefes alma ihtiyacı oluşuyor hep. yorgunluktan çok bir sindirme ihtiyacı gibi. o sebeple öğlenleri yediklerimi daha iyi sindirmek için bir çay, bir kitap molası veriyorum, iyi geliyor.
bu haftasonu iki günlük bir nefes alacağım herhalde. "ne bok yemek istiyorsan ye ama çabuk ye" şiarım. o sebeple "acayip şeyler yapabilirim" düşüncesinden uzakta az acayip şeyler yapma isteğindeyim.
bir de hava kapanınca bana bir "accidents and compliments" hali geldi. (aynı adlı şarkıyla özetlenen hal). böyle bir zamansızlık hissi, akşam akşam. eski fotoğrafların bir kısmı da kaybolunca bir garip oldu, fotoğrafsızlık da bu hisse uydu nedense. ucuna takılıp gidesim var.
sevgili sen günlük müsün?
peki bunun dışında?
hayatımızı deep house dinlercesine geçirirken bir adet nefes alma ihtiyacı oluşuyor hep. yorgunluktan çok bir sindirme ihtiyacı gibi. o sebeple öğlenleri yediklerimi daha iyi sindirmek için bir çay, bir kitap molası veriyorum, iyi geliyor.
bu haftasonu iki günlük bir nefes alacağım herhalde. "ne bok yemek istiyorsan ye ama çabuk ye" şiarım. o sebeple "acayip şeyler yapabilirim" düşüncesinden uzakta az acayip şeyler yapma isteğindeyim.
bir de hava kapanınca bana bir "accidents and compliments" hali geldi. (aynı adlı şarkıyla özetlenen hal). böyle bir zamansızlık hissi, akşam akşam. eski fotoğrafların bir kısmı da kaybolunca bir garip oldu, fotoğrafsızlık da bu hisse uydu nedense. ucuna takılıp gidesim var.
sevgili sen günlük müsün?
10 Ağustos 2011 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)