28 Şubat 2011 Pazartesi

radiohead

yeni albümleri güzel geldi. lise yıllarına, servisin arka koltuğunda otururken kulaklığımdan gelen seslere geri döndüm. sonra albümü dinlerken bu akşam kullanmam gereken ilacı kutusundan çıkardım. bir yandan lise yılları yani geçmiş, ilacın kullanılması gereken sınırlı süre ve dolayısıyla gelecek yanyana beynimin içinde hafif düzeyde bir kısa devre yarattılar. nasıl oluyor bilmiyorum, hani ne olacağı belirsiz, ama "zamanın geçeceği" hissi öyle garip geldi ki.

sanki hızlı ve sessiz bir trendeyiz, akşamüstü oluyor, nasıl oluyorsa bir sahilin yanından geçiyoruz. güneş batıyor. koltuğumuzda rahatız. sahil devamlı, yanımızda bize eşlik ediyor. dışarıya kırmızı ve sarı renkleri hakim. ve bütün hayatımız trenin camından yansıyarak bize el sallıyor. geçmiş ve gelecek bir arada. içimizde garip bir his. hem bir yolcu, hem de bir gözlemci olarak hayatımızı izliyoruz. gözlerimiz dolmak istiyor, şaşırıyoruz. sanki hep yolculuk yapacağız. sanki geçmiş ve gelecek hep biraradaydılar. (çalan şarkı: separator, içerik: "wake me up, wake me up")

24 Şubat 2011 Perşembe

kör düşünce

Güya insan düşünür de, bu düşünce neye yarar bilinmez. Ben de düşünürüm ama, farklı yollardan aynı düşünceye çıkar, beni bekleyen bu nihai düşüncenin de hakkını veremem bir türlü. Kör Baykuş'u okurum mesela. İnsanların küçümsediği dertlerden bahseder mesela. Sonra küçümsenen dertlerimi hatırlarım. Sonra ölmeyi. Sonra da annem gelir aklıma. Bu son iki fikre nereden başlarsam başlayayım varabilirim.

Mesela. Kimse beni anlamıyor. Stop. Ölmeliyim. Stop. Ama annem. Stop. Gibi.

Ya da,

Kör Baykuş'ta olduğu gibi onaylanmayan dertlerim var benim. Stop. Yalnızım. Stop. Ölmeliyim. Stop. Ama annem. Stop. Gibi.

Bu zincirin varlığına o kadar alışmışımdır ki artık sarsmaz. Hamurla oynar gibi çekiştirilebilir, ama asla yeni bir şekle girmez. Hatta bazen bu zincirden doğan çaresizlik bir hayalet gibi belirir. Çözümsüzlüğe işaret eder.O zaman düşünmeyi de bırakırım ben. Boşvermişliği gösterir.

Ahmet Ada, "Kolay değil dile getirmek eşiği." demiş. Belki yalnızca budur sorun, eşiği dillendirmek bir yana, düşünmek hatta.

Eşikte dil yetersizse, düşünce de kör o zaman.