25 Mart 2009 Çarşamba

bilgisayar parcalari


bir ogreniyorum ki motherboard yanmis. ve bu postumun yaninda gidecek sevimli, dizaynir isi bir motherboard resminden yoksunum. bir kismi karakalem, diger kisimlari ozellikle parlak renklerden olusan, uc boyutluluga savas ilan etmis bir cizim olmali bu. (kesin bunun da bir ismi vardir bak ben bilmiyorum)
simdi edebiyat insanlarinin da daha pastel-kahverengi renklere kaydiklari acik kiyafet secimlerinde.
boylece saati 19 yapiyoruz.
gorsel sanatlar mi okusaydim naapsaydim. gorsel gorsel olsaydim. Bakis'i sevseydim. benjamin o zaman beni sever miydin?

st louis'e bahar geldi cocuklar. agaclar cicek acti. bahar yagmurlari dinmiyor. sokak saticilari boza satmaya basladi ve kestane alip sokakta yuruyebiliriz. (hatlar karisti).
ama burada herkes flip-flop oldu. ve tavuk poposu gibi olmuyor kollari bacaklari (HAKIKATEN USUMUYORLAR! SOK SOK!)
ben biktim bu isten hadi donelim. biraz da tip okumak istiyorum. bagislarinizi bekliyorum. ve yeni bilgisayar alacak param olmadigina gore, su anda kullandigim iki gun sonra turkiye'ye ucacagina gore ve eski bilgisayarim da bozulduguna gore, yalniz ve sikintili aksamlar beni bekliyor demektir. cumartesi aksami muzigi acip aglamayi dusunuyorum, ama kulakligim da bozuk.
ve bir kadeh bira ne guzel olurdu yahu simdi, dertlendim benjamin st louis semalarinda ama sen yuksek sesle konusulmasini sevmezsin.

24 Mart 2009 Salı

parcalar

karsi yuzden ona dogru yonelen, goz acip kapayincaya kadar olusan, icine isleyecegini bildigi bir mimik. bunun karsisinda onun yuzu yeni mimigini bulmaya calisiyor. bu sefer, durumun gerektirdiginin yuzunun daha once girdigi sekillerden farkli bir sekil oldugunu kavriyor. hatta yanaklarinin, goz kirpmalarinin, yuzunde var olan butun kaslarin dusuncelerinden hizli davrandigini gorunce sasiriyor. her tarafa saliyorlar haberi. eller atil durumlarindan sonra tetikte. ayaklar bastiklari zemini iyice kavramalari gerektigini anlamis durumda. ve butun uzuvlar, yeni bir yol, durumu kurtaracak ve gelecek olan benzeri durumlarla basedebilecek bu mimigin arayisi icin seferber olmus durumdalar. dusunceleri organizasyondaki bu ani degisiklik sonucu, siranin arka siralarina dogru yoneliyor. onde birbiriyle kaynasmis olduklari kesin olan ama arada bir de anlasmazlik yasayan uzuvlari, goz kapaklari, agzi, dili, gulusu, gozyaslari, tukrugu, soluk alip verisi ve goz bebekleri gidiyor. bu yeni durum daha once hic gorulmemisti. bu yeni durumda, gogus bolgesi mekan oldugu bosluk hissiyle eskisi gibi davransa da, dusunceler bu noktada sadik hizmetkarlar gibi onu kovaliyorlar.
yavas yavas sular bir bolgede toplanmaya basliyor, bir cok kucuk akarsu, beraberlerinde surukledikleri dallar ve birkac uygunsuz tasla birlikte tek noktaya variyorlar. dogru yerde ve zamanda olduguna inananlar ayni hareketi, ayni pozisyonu, ayni mimigi tekrara koyuluyorlar. iste goz acip kapayincaya kadarki bu surede bir yuz cikiyor ortaya. kapiya surekli vuran istenmeyen bir misafir gibi boynunda atan damara inat, yuz, boyundan kendini ayiriyor, biliyor ki en azindan vucutta en ciplak o.
eller artik terlemiyor. ve dusunceler tesekkur ediyorlar mimiklere kendilerine yer actiklari icin.
ve ses devreye girmesi gereken zamanin geldigini anlayinca kulisten cikiyor ve boyuyor her parcanin uzerini. ve karsi yuzde islerin nasil gidecegi merakla beklenirken, ekip bir araya gelmis sorguluyor. karsi yuz bu tur organizasyonlara alisik. diger taraftaki surecten habersiz, kucuk yaratici katkilarla kendi repligini soyluyor.

9 Mart 2009 Pazartesi

cam kenari

cam kenarinda sigara iciyor. bir suru araba geciyor sokaktan. kosan insanlar, yuruyen insanlar, yanyana, sohbet ederek agir agir ilerleyenler, kopegini gezdirenler... hepsinin iyi bir sebebi varmis gibi disari cikmak icin. sanki sokaktayken, islerini hallederken yogunlasmis bir halde, yaptiklarina veriyorlar kendilerini. yuruyorlar, ulasiyorlar, gidiyorlar. hepsinin daha iyi bir sebebi var. hepsinin bir sebebi var. o bu sebebi anlayamiyor. ve sokaga ciktiginda, onlar gibi unuttugunu unutuyor. onlari izlerken cok uzaktalarmiscasina onlari izledigini... bunu da unutuyor.

hepsinin bir sebebi var hareket etmek icin. onu itenler var daha cok, sebeplerinden cok, yine onun disinda olan bazi nedenler. cok disaridaki nedenler. yakindaki nedenleri bir sehirde birakti. ve o donunce orada olacaklar mi, onu da bilmiyor.