24 Kasım 2010 Çarşamba

yağmur

beklendi geldi.
şimdi karar ve eylem mekanizmalarının yavaşladığı günler içerisindeyiz. eyleme geçilemiyor, kararı vereceğiz ama ya batarsak, ya batarsak demeden de edemiyoruz. çünkü ev olduk, ev duvarları (vol.2) konulu bir takım düzenlemeler içerisine girdik. sildik süpürdük, yemekler yaptık. mfö de dinledik (mazeretim var asabiyim ben). apartman kapısına kulak kabarttık. bir takım şarkılar açıp eşlik ettik. camdan dışarı bakıp, keşke şu uzun beyaz bina orada olmasaydı dedik ve onun orada olmadığı zamanları düşledik bizler. boşluklarla boşlukları karşılaştırdık. ne ettiysen ve özellikle etmediysen dedik, zanlıyı teşhiş ettik.

bu da bana not olsun:
1-bir yazı
2-3 email
3-öykü

20 Kasım 2010 Cumartesi

corc dabılyu bush ve televizyon dünyasından esintiler

bu adam gerçek olamaz, olmamalı ama gerçek. jay leno'ya katılmış bu şahıs ve görev sırasındaki en büyük pişmanlığını/mutsuzluğunu soruyor leno the şaklaban, o da diyor ki saddam'da kitle imha silahı bulamamız. ama adamın kitle imha silahı bulundurma potansiyeli çok yüksekti. dünya o lidersiz daha güzel bir yer, diyor. jayciğim the yalaka da o amerikalılarda çokça görülen hafif ağır çekim süspansiyonlu alkışlama biçimi ve kafa sallayışıyla başkana hak veriyor. yani özetle bu adamın kitle imha silahı bulundurma potansiyeli bir sürü insanı öldürebilirdi diy mi? bu sebeple bir araştırmaya göre beş yüz bin, bir diğer araştırmaya göre bir milyon ıraklı öldü. gelecek nesilleri kurtarmak için. çünkü saddam bilinçsiz nükleerci, ama diğer nükleer silah sahipleri bu silahın kullanımı konusunda son derece erdem sahibiler.

18 Kasım 2010 Perşembe

oh shit

tiffany bozic'in bu çizimi ile kangding kay'in pruitt igoe (rise) adlı nadide parçası bu bayram gününde sinirlerimizin üzerinde bir takım oyunlar oynuyorlar.

aynı parçanın alva noto'lusu ben frost'lusu da var hem.











daha fazlası için: http://www.tiffanybozic.net/index2.shtml

money money money

su siralar parasizim, paralaninca diyorum, onemli bir kismini bir tatilde yesem diyorum. aferin bana. amerika kararini bu ay vermek gerekiyormus bir de. dunyadan haberim yokmus.

8 Kasım 2010 Pazartesi

kizilderililer

devlet bakani bilmemne kizilderili isadamlari ve iskadinlarini agirliyormus. kafile bir hafta turkiye'de kalacakmis. kizilderililer getirdikleri hediyeyi verirken, bakan da gulumsekteydi. bir de bakan onlardan soyle bir ricada bulunmus: kizilderililerin atalarinin turkler olup olmadiginin arastirilmasi. lutfen bu bir saka olsun, oteki turlu butun bu sevimliliklerin altinda ne kadar somurgeci, kizilderileri evcillestirici bir bakis oldugunu goruyoruz boylece. kizilderililer turklerin atasi olmasin sakin? bu nasil bir komplekstir biri bana aciklasin. kizilderililerin atasi olacagiz, sonra da kibrisin 'yavru vatan,' butun turki devletlerin de babasi oldugumuz listeye yeni bir kalem daha ekleyecegiz. biraz olsun rahatlariz o zaman belki.

kirik defter

daha bir sevdigim, gorece az daginiklik gosteren bir iki yazimi toplayayim, hem de beni yenilerini yazmaya tesvik etmis olsun dedim, sunu olusturdum: http://kirikdefter.blogspot.com/

6 Kasım 2010 Cumartesi

cuma

bir cuma gunu besiktas'a yapilan yolculuk. guzel bir yemek. ardindan minibusle taksime. oradan tunele yuruyus, cekilmesi gereken resimleri cektikten sonra besiktasa kadar tabamvay. tam besiktasta mp3 playerin sarji bitmisken hafif bastirmis sis ile nem ve agac kokularinin burnu gidiklamasi. dusuncenin yildiz parkina kaymasi. onun pesinden kir kahvesine kadar yurumek, orada bir yorgunluk cayi icmek, hava tam karardiginda o yokustan tekrar asagi inmek. sonra besiktasa ve oradan eve. ayaklar hafif yarali, sol bacakta cekmelere ragmen, yaptigim en guzel sehir tatillerinden biriydi.

3 Kasım 2010 Çarşamba

susanne ile gönülden tınılar

çok pis kafalar geliyor bana sayın seyirciler. böyle damarlardan gönüllere, oradan göklere uzanan bir takım patlak hissiyatlar. dünyaya isyan edesim ve benzeri. hiç büyümemiş olmak negzeldimi? çevirttirmesinler bana bence.

2 Kasım 2010 Salı

halay basi gramer

bir kelime digerinin kuyruguna, oradan digerinin kuyruguna oradan digerinin kuyruguna. sonra halay ekibini tamamliyoruz. boylece mesela ozne nesne yuklem, nesne yuklem ozne, yuklem ozne nesne olarak anlamli bir butun elde ediyoruz. bu butun iki ileri bir geri, arada eller havaya diyor. acayip dans ediyor cocuklar. ben de izliyorum.