31 Ekim 2014 Cuma
potansiyel
iki editör arkadaşın yürüttüğü, benim ise çeviri olsun, yazı olsun ucundan tutmaya başladığım bir girişim söz konusu: vesaire.org. insanların heveslerini kendime arkadaş bellemek yerine, şu sıralar çeviriden çıkmış bir balık misali playstation bataklığına saplanmış durumdayım. bir türlü ucundan tutabildiğim, bir şeyler yapabileceğimi düşündüğüm alanlara balıklama bir giriş yapmıyor, bu durumu da tembellikle tanımlı bir kaderle açıklıyor, kederleniyorum. şu yaşa gelip de bir türlü gerçekleştirilememiş olan bir potansiyel olarak kalmak, sürekli aklının bir köşesinde böylesi bir ukdeyi tutmak suretiyle kendini neredeyse var etmek biraz sorunlu. olmayacak, kabul et dediğimde ise var olan hayatın, kariyerlerin, işlerin, planların dünyasında boğuluyorum. nasıl aşılır bu, bilemiyorum ama playstation oynayarak olmayacağı kesin. insan ne zaman olur? bu belirsiz. ama hedefleri olabilir ve bunları gerçekleştirdiği zaman bir olmuşluk hissiyle birkaç gününü geçirebilir en azından. ben ise şu sıralar 'undead' öldürdüğümde aynı tatmini yaşıyorum ve sonra paralel bir evrende muhteşem bir mage olarak kavrulup gidebileceğimi hayal ediyorum. belki bütün bunlar 80'lerde doğmuş orta sınıf bir ailenin çocuğunun tipik buhranlarıdır ama; potansiyel olarak doğdum, potansiyel olarak yaşadım ve büyük bir potansiyele yakışır şekilde öleceğim.
24 Ekim 2014 Cuma
dağıtma kapasitesi
artık dağıtma kapasitemi zorlayacak hareketlerde bulunmuyorum. neden bilmiyorum ama bayağı uzun bir süredir uyanık bir hayat içerisindeyim. içkide dahi aşırıya kaçmıyor. sakin sakin gidiyorum. bu akşam iddialı bir etkinlik var ama. bu akşam da sakin kalırsam, daha uzun süre öyle kalacağım gibi gözüküyor. ve fekat herkesin hayat temposuna uyamaz oldum. hafif evci bir insana dönüştüm. belki de yaştandır, bilemeyeceğim. ne olursa olsun, bir yanımla uzun süredir ilk defa böylesi uzun bir dönem boyunca keyfim yerinde. şaşırıyorum da buna.
15 Ekim 2014 Çarşamba
yenilikler
farklı bir odadaki hayatıma başladım. nedense burada yaptığım işi uzun süre yapmayacakmışım gibi bir hisse kapıldım. belki bir sezgidir, bilemiyorum. şimdilik anlamaya çalışıyorum, ama son dönemde diğer tarafta yakaladığımız dayanışma halinden çıkıp burada bir yalnızlığa geldiğim için üzgünüm biraz. bir yandan da b planımı devreye sokmak için gerekli çalışmaları yapmaya devam ediyorum. hakikaten de ilk defa hayatımda böylesi sağlamcı davranıyorum. zaman gösterecek, bekliyoruz.
bu arada da whiplash'i izlemiş oldum, daha fazla caz dinlemeli. ve benim dinlediğim ise şu:
bu arada da whiplash'i izlemiş oldum, daha fazla caz dinlemeli. ve benim dinlediğim ise şu:
12 Ekim 2014 Pazar
sonbahar
memleket kavruluyor. belki bu a.'nın dediği gibi uranüsümüzün, dördüncü evdeki marsımıza kaçmasından kaynaklanıyordur. bilemiyorum. çok can sıkıcı, endişe verici, çaresiz hissettiren bir dalga. zamanında yapılmamış yüzleşmelerin, geçmişini toparlayamadan geleceğe ilerlemeye çalışmanın bir tezahürü. bir yangın yeri. ergenlerin ülkesi.
sokağa da çıkmadım bu sefer. çaresizlikle karışık bir suçluluk hissi sinirle birleşti.
ne olacak bilmiyorum. bu adamlar gidecek de, yerine nasıl bir enkaz kalacak, o enkazı hangi muktedirler kendine yontmaya çalışacak ve bu arada kaç kişi ölecek kimbilir. bunlar olurken iş yapmanın bir anlamı kalmıyor. korkaklar korkaklıklarıyla, riske edenler ise acılarıyla uğraşıyor.
mevsimlerin değişmesi bu sefer çok etki bırakmadı üzerimde. sanki hangi mevsim olursa olsun, evimiz olduğu ve karnımız doyduğu sürece... ile başlayan cümlelerin sakinliğindeyim. dinlediğim birkaç şarkı var, amerika zamanlarını hatırlatıyor hafiften, karanlık caz duvarlarda yankılanıyor. zamandan bağımsız, albüm keşfetme heyecanını tekrar diriltmeye çalıştığım bugünlerde önüme düşenlerden:
sokağa da çıkmadım bu sefer. çaresizlikle karışık bir suçluluk hissi sinirle birleşti.
ne olacak bilmiyorum. bu adamlar gidecek de, yerine nasıl bir enkaz kalacak, o enkazı hangi muktedirler kendine yontmaya çalışacak ve bu arada kaç kişi ölecek kimbilir. bunlar olurken iş yapmanın bir anlamı kalmıyor. korkaklar korkaklıklarıyla, riske edenler ise acılarıyla uğraşıyor.
mevsimlerin değişmesi bu sefer çok etki bırakmadı üzerimde. sanki hangi mevsim olursa olsun, evimiz olduğu ve karnımız doyduğu sürece... ile başlayan cümlelerin sakinliğindeyim. dinlediğim birkaç şarkı var, amerika zamanlarını hatırlatıyor hafiften, karanlık caz duvarlarda yankılanıyor. zamandan bağımsız, albüm keşfetme heyecanını tekrar diriltmeye çalıştığım bugünlerde önüme düşenlerden:
2 Ekim 2014 Perşembe
karın ağrısı
karın ağrısı ve bir dönemin sonu. eski departmanımın odasındaki fiziksel varlığım bugün sona eriyor. bir yandan karnım ağrıyor, bir yandan elektroakustik listesi arkada dönüyor. bu yaptığım değişiklikle bir risk aldığımı düşünüyorum önce. sonra kime ve neye göre diyorum? her şeyi bırakıp gitmeyi düşünen birine göre planlı bile sayılabilecek bir hareket. aslında yılbaşından sonra akıbetim belli olacak. istediğim olmazsa daha da büyük bir risk alacağım. ve belli olmaz, belki bir şeylere, daha çok yazıya vesile olur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)