bu sessizlikte iç sesimi dinledim, dış sesle iç sesin arasındaki çatışmada tarafsız kaldım. iç sesin sayıca üstünlüğünü fırsat bilerek adını ibrahim üçses koydum. öyle geliyor ki bana, ben ben olarak çok uzun süre devam ettim. ayağımın altındaki zemin kaymıyorsa eğer, biraz olsun değişebilirim. böylesi bir değişme isteği uzun süredir gelmemişti. bunlarla uğraşasım yoktu.
eylül ayı için bir karar aldım. paraları azaltma ve kişisel zamanı artırma kararı. sonra bunu değiştirebilecek bir ihtimal çıktı önüme. dedim artılar ve eksilerden oluşan bir kağıt parçasına indirgeyeyim bari durumu. oturup da kafamı toplayıp yapamadım. elim kaleme gitmedi. var olan bazı durumları değiştirmeye yönelik içsel direnişimin sebeplerini bulaydım da rahat edeydim, dedim.
bu arada per petterson'un karanlık norveç sokaklarına adım atmış oldum. kadıköylülüğe biraz biraz alıştım. ağır bir tatil ihtiyacı baş gösterdi. ev ise huzurlu. 1 mayıs'ı bekliyoruz şimdi.
29 Nisan 2014 Salı
16 Nisan 2014 Çarşamba
bernhard
vapurda, çay bahçesinde ve vapurda okuyorum. onunki çevreye ve kişinin kendisine çevrilmiş keskin, acımasız bir göz. iki perspektif arasında gidip gelen bir salınım hareketi. bu öğlen o kadar bernhard bir an geldi ki kitapta, okumayı bırakmak zorunda kaldım. onun öfkesinin nesnesi yoktu çünkü ve en nihayetinde kendine öfkeliydi. ama dışarı bakışını yönelttiği anda ayırt etmeden indiriyordu. fazla geldi, çünkü nefes alınabilecek bir pozisyon değilmiş gibi geldi, bu kadar etkilenmem de şaşırttı. sürekli reddediş üzerinden bir varoluş da değil onunki, ama sarsabiliyor insanı.
14 Nisan 2014 Pazartesi
paralel
paralel hayatımda bir gece vakti, camında her an bir batman'in belirebileceği bir gökdelenin en üst katındaki bir dairede julia holter dinliyor ve imkansız hikayeleri hayal ediyorum.
8 Nisan 2014 Salı
cumartesi pazar pazartesi günlükleri
bu 3 gün 10 güne sığacak iş yaptım. taşındık ve arada arkadaşlarımın partisinde djlik yaptım. taşınmak zormuş, djliği ise özlemişim. yüz yıldır görmediğim insanların geldiği ve benim yeterince vakit geçiremediğim bir parti oldu, içimde kaldı, ama en azından "erişkin" hayatın sıkıcılığında eski heyecanlara dair bir şeyler yapabilmek bir içimi kıpırdattı.
sonra sonra yalnızca iş yapmak üzere dünyaya gelmişim gibi hissediyorum. düzelmesi gereken bir elektrik tesisatı, boyanması gereken bir balkon, yerleştirilmesi gereken koliler, açılması gereken bir doğalgaz bağlantısı gibi mini mini dertler var. maaşımı aldığım işin de işi çok, evin işi zaten çok ve hayat yapılması gerekenlerden oluşan bir sepet.
sonra sonra yalnızca iş yapmak üzere dünyaya gelmişim gibi hissediyorum. düzelmesi gereken bir elektrik tesisatı, boyanması gereken bir balkon, yerleştirilmesi gereken koliler, açılması gereken bir doğalgaz bağlantısı gibi mini mini dertler var. maaşımı aldığım işin de işi çok, evin işi zaten çok ve hayat yapılması gerekenlerden oluşan bir sepet.
3 Nisan 2014 Perşembe
adagio for strings
adagio for strings hüzünlü, çok hüzünlü. hüznün duruluğunda. bugün metroda eve gelirken, akşamın yorgunluğu omuzlarımdayken bir de bunu dinliyordum. daha da dineyim, durayım diye. bir arkadaşımla konuşuyorduk, son günlerde biraz kilo verdim, sanki yok olmak istiyorum dedi. sanki küçülmek, küçülmek istiyor diye düşündüm. insan sadeleşmek ister. bana da geliyor bu. adagio for strings taşın üzerindeki toprağı savurup çıplaklığını ortaya çıkarıyor. ben de şimdi adagio for strings yüzünden sadeleşmek istiyorum. kendimi bırakıyorum, hüzün kapsıyor beni.
sadece zamanın geçişinde bir hüzün var sanki. zamanın geçişinden neşe çıkar mı? çocukluk biten bir şey mi?
bazen öyle sular doluyor ki içime kalbim göğsümün ortasında sanıyorum. anlamsız seller basıyor. bir şeyi bırakırken olur mu böyle? yeniden eskiye bakarken, sanki eski bana bakarken, bir çocuğa bakıyorum.
adagio for strings'e gelene kadar, bugün bu şarkıyla başladım içimde yavaşlamaya:
link
sadece zamanın geçişinde bir hüzün var sanki. zamanın geçişinden neşe çıkar mı? çocukluk biten bir şey mi?
bazen öyle sular doluyor ki içime kalbim göğsümün ortasında sanıyorum. anlamsız seller basıyor. bir şeyi bırakırken olur mu böyle? yeniden eskiye bakarken, sanki eski bana bakarken, bir çocuğa bakıyorum.
adagio for strings'e gelene kadar, bugün bu şarkıyla başladım içimde yavaşlamaya:
link
taşınma
ve 13 yıllık mazimin olduğu beşiktaş'ı bırakırım geride. merhaba kadıköy. pazartesi taşınma günü.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)