27 Mayıs 2020 Çarşamba

3 ay

neredeyse 3 ay olacak buradayım. ve burada olduğum sürece boyunca bir tür duygu işçiliği yaptım. gelenleri ilmek ilmek işledim, gönderdim. bir düzlüğe çıkmaktı amacım. bir tür ovaya, nefes alınabilecek bir yere. çok da güzel geçti aslında vaktim. bana çok şey katan yürüyüşler yaptım. çocuğu devredebildiğim için sabahları biraz olsun kendime ayırabildim. büyük lükslerdi bunlar önceki zamanlarla kıyasladığımda, hele bir ayrılık sonrasında, her ne kadar hala yorgun hissediyor olsam da.

bu 3 ayı farklı duygusal beklentilerle geçirdim. kendimce spiritüel terapilere girdim. müzikler dinledim. yazdım. günlüğümü bitirdim. bu arada bir dergi çıkarttık. podcastleri yaptım. evi baştan aşağı temizledim. ağladım, güldüm. az da olsa film izledim. arkadaşlarımla konuştum. nadir akşamlarda bira içtim. müzikler önemliydi, hayallerim önemliydi, okuduklarım önemliydi.

şimdi bu dönem içinde olgunlaştırdığım ve istanbul'a taşıdığım umutlarımın bir kısmını burada bırakmam gerektiğini idrak ediyorum. bir tür yanılsama içine girmiş olabileceğimi görüyorum. olsun diyorum. olsun. bu dönem de böyle geçti.

yine de bir tarafın kendine acımak istiyor. kendim için üzülmek istiyor. bunu da reddedemeyeceğim. kendine acımada konfor var. biri saçımı okşasın isterdim. her şey yoluna girecek desin isterdim.