22 Haziran 2010 Salı

16 Haziran 2010 Çarşamba

evde kimse yok mu

gece calismak insanin kafasinda donen dusunceleri bir turlu atamamasi ve uyumamasiyla sonlaniyor. sonra uyaniliyor, balkonda bir sigara iciliyor.

bu durumda evi cevreleyen apartmanlarin hepsinin balkonlarinda yine gece uyuyamamis ve sigara icen insanlara rastlarsam eger bu varolussal bir probleme isaret etmez mi?

ama eminim simdi uykularinda donenlerin bir kisminin uykusu hafif, bir kisminin derin. yarin bu yazi hala var oldugunda uyanmis olacaklar, sonra yarin aksam tekrar uyuyacaklar.

su anda buna bile sasiriyorum neredeyse, garip bir yerden, karnin ortasindan gelen bir hisle neye sasirdigini tam bilemeden sasiriyor insan.

12 Haziran 2010 Cumartesi

halem tengerim

canım benim canım benim senii ben pek çoook pek çok severim. geleneksel ifade biçimlerini aşmaya yönelik hale, yapıtın deneyimlenmesini isteyen hale, ilerleme ve uygarlık eleştirisi hale, düşsel yönü ağır basan hale, hatice'nin hikayesi hale. halekızıhale. bir de hakkında yazdırsan hale. barbunya yaptım, gel yiyelim hale. beraber osmanlı devleti'ne gidelim.

6 Haziran 2010 Pazar

güle güle kuşadası

kuşadası satılıyormuş. eskiler elden kaçıyormuş. kolye yaptığım çam ağaçları, bisikletle tüm yollarını gezdiğim siteler, saklambaç oynadığım minik meydan, heyecanla beklenen mektuplar, karşıma çıkınca şaşırtan çocukluk arkadaşları, dedemin poğaçaları, anneannemin komşuları, babaannemin akşam çayları, bileklik sattığım pazarı, ilkbahar yağmurları, sabah kahvaltıları, şeftali tarlaları, tavla turnuvaları, üst katta zeynep, bizim katta dilek, takma isimler, kurduğumuz çocuk çetesi, ilk denize girdiğim yer, ilk araba kullanışım, garbage eşliğinde okunan tolstoy romanları, ergenlik sancıları, kapkara olununan yaz sonları, uzun bir yolculuğun sonunda akşamüstü sıcağında gelen sevinç, sabırsızlıkla beklenen deniz oyunları, bebekliğim, çocukluğum, sonsuza kadar süreceğini sandığım her şey.
çok üzüldüm.