ayda 1 sesimin çıktığı blog biraz tenhalaştı. zaten kendi kendime yazıyordum, bu kafadaki rüminasyona, arada panikle telaffuz ettiğim birkaç cümleye dönüştü.
şubat ayında ayrılacak, yeni bir pencere açacaktım. belki hayalim boşluk ortasında oturmaktı. fakat evdeki hesap çarşıya uymadı, hayat planları değişti. böyle olunca işteki varlığımı mayıs, haziran'a kadar uzatmak farz oldu. fakat o kadar tahammülüm düşük ki, artık yeni bir aşamaya geçmek, neyse o boşluk ya da yeni doluluk, onunla yüzleşmek istiyorum.
ülke gündemi acaba pakistanlaşıyor muyuz noktasına gelmişken, gerçekten umudun kaynağını bulmakta zorlanabiliyor insan. kişisel hayatında umut kaynağı olabilecek şeyleri yaşarken "dışarıya rağmen" umut duyarken suçlulukla naif olduğu düşüncesi arasında gidip geliyor. sonra bazı anlarda hayatta iyi giden şeylerin, sevilen insanların kırılganlığının farkına varınca her hücresine kadar "dolu" hissedebiliyor.
bu yılki kartım "hanged man" imiş. sürüncemede kalma, gözlemleme, bekleme, fedakârlıkta bulunma ve akışına bırakma.