26 Kasım 2020 Perşembe

ay tutulması

burayı kendim bile okumuyorum. ama ikizlerdeki ay tutulması kendini hissettirdi. sahip olduklarına odaklan dedi bana. kalbini ferah tut. hiçbir şey için acelen yok. her şey olması gerektiği gibi. yaratımlarına odaklan. koş. kahve al. neyi ne zaman yapman gerekiyorsa o zaman yapacaksın. belki seneye bambaşka bir planın olur, mevsim değişir, akdeniz olur, belki de kar yağar. kendime kıymamalıyım ama, çünkü içimi bilen başka kimsem yok. 

1 Eylül 2020 Salı

end of a cycle

It obviously is the end of a though cycle. One which was full of miracles and sorrows. A path to self-discovery and deception. Filled with psychic hopes and real estrangements. I was 'given' messages in the form of songs, numbers, dreams and synchronicities. It was so hard not to tell anyone about these experiences. All of them were surreal. But now I have a hard time understanding the real meaning and purpose behind all these. So hard to confess them to a shrink who would certainly dismiss them as magical thinking. Really, this is a tough situation that has no apparent solution. I hope that this pain ends, I sincerely hope that I'm not losing my mind. I hope that I may go back to my life and its subtle problems. This tf phenomenon that they talk about seems to be a hoax or I don't know what. 


so what I should do is to distance myself from the situation. I shall decide whether I should continue as it is or change my direction.

11 Haziran 2020 Perşembe

11s

11'ler bugünü ele geçirdiler. kılıç onlusunu ters çevirerek bana 11'e kadar vardığımı bildirdiler. Artık geriye yalnızca hayatımın geri kalanı kalmıştı. Hayal ve kırıklığı iki iyi arkadaştı ve her türlü zorluğu el ele karşılayacaklarını biliyordum. 

27 Mayıs 2020 Çarşamba

3 ay

neredeyse 3 ay olacak buradayım. ve burada olduğum sürece boyunca bir tür duygu işçiliği yaptım. gelenleri ilmek ilmek işledim, gönderdim. bir düzlüğe çıkmaktı amacım. bir tür ovaya, nefes alınabilecek bir yere. çok da güzel geçti aslında vaktim. bana çok şey katan yürüyüşler yaptım. çocuğu devredebildiğim için sabahları biraz olsun kendime ayırabildim. büyük lükslerdi bunlar önceki zamanlarla kıyasladığımda, hele bir ayrılık sonrasında, her ne kadar hala yorgun hissediyor olsam da.

bu 3 ayı farklı duygusal beklentilerle geçirdim. kendimce spiritüel terapilere girdim. müzikler dinledim. yazdım. günlüğümü bitirdim. bu arada bir dergi çıkarttık. podcastleri yaptım. evi baştan aşağı temizledim. ağladım, güldüm. az da olsa film izledim. arkadaşlarımla konuştum. nadir akşamlarda bira içtim. müzikler önemliydi, hayallerim önemliydi, okuduklarım önemliydi.

şimdi bu dönem içinde olgunlaştırdığım ve istanbul'a taşıdığım umutlarımın bir kısmını burada bırakmam gerektiğini idrak ediyorum. bir tür yanılsama içine girmiş olabileceğimi görüyorum. olsun diyorum. olsun. bu dönem de böyle geçti.

yine de bir tarafın kendine acımak istiyor. kendim için üzülmek istiyor. bunu da reddedemeyeceğim. kendine acımada konfor var. biri saçımı okşasın isterdim. her şey yoluna girecek desin isterdim.

3 Mart 2020 Salı

gün ortası, hastalık ortası

Gün ortasında, hastalığın ortasında bugün sızının yol bulup kalbime saplandığı bir gün oluyor. Birkaç günlüğüne onu biraz öteleyebilmiştim. Bugünse nedense gelip kendini hatırlatıyor.

Zamansız ağlıyorum bu aralar. Kendime değil çoğunlukla. Çocuklara, dünyada olanlara, hayvanlara. Kolay oldu ağlamak. Eskiden ağlamamakla övünürken, şimdi şaşkınlıkla karışık ağlayabildiğim için neredeyse mutluyum. Ve bazen de geçen akşam olduğu gibi, hiç beklemediğim bir anda, kendime ağlıyorum. Yüzeysel bir eğlence sırasında derin bir yokluğu hatırlıyorum. Bunu yoksunluk olarak deneyimliyorum. Tepedeyken altımdan merdiven çekilmiş gibi kendimi boşlukta, zeminsiz buluyorum. Sonra deneyimim insanlığa dair bir gerçeğe dönüşüyor kafamda. Kendi kendini genelliyor. Kopuyorum. Merdiven yok olunca altımdan her şeyin tepesinde, her şeyin dışında izler konumda buluyorum kendimi. Derin insanlık acımızın ağırlığı karşısında gündelik hayatın akışı bunun paylaşımını neredeyse imkânsız kılıyor gibi geliyor. Öyle bakıyor, bakıyor, anlamaya çalışıyorum. Kurban olmadığımı hatırlatıyorum kendime. Adım atabildiğini unutma sakın. Ayakların yere sağlam basabilir, zemin bıraktığın yerde seni bekliyor. Sonra lanet bir sızı saplanıyor içime. Artık ipin ucunu kaçırdığım için de, nasıl içime sızdığını, ne ara yer bulduğunu anlayamıyorum. Belki ağlıyorum sonrasında, belki de yalnızca tavana bakıyorum. Sızının yolunu bulup akıp gitmesini bekliyorum. Gerçekten de gidiyor. Yerine tuhaf, tekinsiz bir uyuşukluk bırakıyor. Sanki hiçbir şey olmamış gibi. Fakat bir şeyler de yaşanmış gibi. Bir yorgunluk, bir de inançsızlık izi olarak kalıyor.

6 Şubat 2020 Perşembe

sızı

günün ortasında, alalade bir anda, hayata devam etmeye çalışırken bir anda hissedilen o his.

5 Şubat 2020 Çarşamba

hayalini kurduğum

hayalini kurduğum boşluğun içine düştüm. balkonda sigara içen adamın gölgesine uzaktan baktığım, sessizliğin derinleştiği, hiçbir şey olmadığı için hiçbir riskin de olmadığı bir boşluk. ne diyordu o? ilişki yoksa, risk de yok. işte böyle risksiz, su altında, düz çizgi, notalara uzun uzun bastığımız, gecede derinleştiğimiz, göğsümüzdeki hissi çeşitli maddelerle kapamaya çalıştığımız bir hayat. yeterince inanamadığımız bir hayat. sağ kola giren ağrıyı izlediğimiz, cama üflediğimiz, ağır ağır ağırlaşan bir hayat, bira içtikçe hissizleşen bir hayat.

2 Şubat 2020 Pazar

eski hayatlar

çok çok eski bir hayatın bugüne gölge vurması sonucu her şey karanlık altında kaldı.

-hatırlamayı tercih ediyorum.

hava biraz aydınlandığında ise yolun ikiye ayrıldığı görüldü. bu yollardan birini tercih etmek değildi mesele. o adımı atabilmek için kendine dönmek, iyice dönmek, iç sesini, kalbinin atışını duymak gerekiyordu. ne zor ödevdi insanın kendini dinlemesi. ne zor ödevdi onarmak, ne zordu hepsi.

19 Ocak 2020 Pazar

shousetsu

radicalfashion'dan shousetsu'yu podcast'te çalabilseydim güzel olurdu. içimdeki duyguları vagus sinirim uyarılmışçasına ortaya çıkarabilseydim iyi olurdu. hiçbirini yapamıyorum. kesik kesik ağlamalar dışında fazlasını çıkaramıyorum. sağdan, soldan, her taraftan sıkışmış halde suyun altında nefes almaya çalışıyorum. başımı alıp gitmem gereken yerde durmak zorunda kalıyorum. her gün boğazımın sağ tarafından başlayan bir ağrı karnıma kadar iniyor. doğru düzgün anlatamıyorum bile. o kadar hızlı akıyor ki her şey işlemekte zorlanıyorum. 

yeni hayatlar duyguları akıtmadan, işlemeden başlamıyor. eski hayat bir su birikintisi gibi içimde birikiyor. 

16 Ocak 2020 Perşembe

hurt



tıpkı eski günlerdeki gibi. sessizlik. iyice derinleşen sessizlik içindeyim. belki dünya ortadan ikiye yarılıyordur. belki yeni bir çağa giriyoruzdur. kocaman bir kılıç çekildi ve ikiye böldü her şeyi. kalbimin sağ kanadı sızılı, solu hissiz kaldı. karnımın sağ tarafından boğazıma doğru uzanan bir acı var. gerçekliğe dönüldü.

meydana bakan o küçük odanın camının dışında kar yağıyor. pencere pervazına birikmiş. henüz iki kişiyim. yağdıkça yağıyor, yağdıkça yağıyor. o yağdıkça zaman duruyor. kaderin müdahalesi bekleniyor. karnımda bir can, gözlerim dışarı bakıyor. kolumdan kan akıyor. biri genizetimi koparıyor ben uyanıkken. midem bulanıyor. bekliyorum. her hayal, hayal olduğu için çöküyor. insan ilişkileri ten tene, kan kana, çok somut. kar yağıyor. bekliyorum.

12 Ocak 2020 Pazar

karasinek

karasinek oldum. bir ölünün karnına kaçıp ışıklar içinde geri kaçtım. içimde hissettiğim acı duygusu uzun süredir hissetmediğim cinsten. bir yandan depresif olduğumu düşündüğü anda kendisi iki kat depresif olan bir insan, diğer tarafta acı/kayıp/kızgınlık. içimde farklı şekillerde hareketli olan acıyı o kaygan uçlarından tutup sıkıca çekmek, içimden dışarı atmak istiyorum. ama zaman ancak dindiriyor diyorlar. doğrudur.

böyle görmemek de mümkün elbette. bunun geçeceğini bilip sakinlemek. insanlık hâlidir demek. bir büyük oyun bu, yaşamak dediğin de denebilir.

15 Eylül 2019 Pazar

the hermit

Bu kart sürekli karşıma çıkıyor. Doğrusal olmayan bir biçimde hayatımın çeşitli dönemlerini birbirine bağlıyor. Farklı ülkelerde, farklı şehirlerde camdan dışarı bakıyorum. Yol karla kaplanmış. Arabaların sesi duyulmuyor. Herkes nefesini tutmuş. Ağaçlara çarpan rüzgârın sesi geliyor.

Hayatın tüm karmaşasına, uzak bir noktadan, yargısız bakıyorum. Tüm o varlığın içinden çıkmış, bir nevi yokluğu deneyimliyorum. İçimdeki sivri yanları bir bir törpülüyorum. Kaynayan duygularımı soğutuyorum. Yangının yavaş yavaş sönüşünü izliyorum. Ayak izlerinin üstüne bir halı seriliyor. Durgunluğun üstünde bir fener yakıyorum. Sıcağı soğukla dengeliyorum.

Zaman öyle yavaşlıyor ki bir kar tanesinin düşüşünü, eriyen uçlarını, yere düşüp diğerleriyle buluşmasını ayırt edebiliyorum. Genele değil, özele inerek her anı, her hissedişi, her görüntüyü parçalarına ayırıyorum. Uzaktan büyük gelen şeyler, yakınına gidildiğinde neredeyse aynılar, onu fark ediyorum. Bırakıyorum. Derin bir nefes alıyorum. Uykuyla uyanıklık arasındaki o diyarda göz kapaklarım yarı aralık sessizliği dinliyorum.


31 Ağustos 2019 Cumartesi

konfor alanı

bir anda dışına savrulursun. ve işte o zaman 'iyi günler'inin acıyı unuttuğun günlerin hepsi olduğunu hatırlarsın. acı farklı formlarda kendini hatırlatır. o zaman iyi günlerinin bir özelliğinin de hayatın merkezindeymiş gibi hissetmek olduğunu anlarsın.

bazen zemin ayağının altından hızlı kayar.

20 Haziran 2019 Perşembe

hüzün

hüzün kelimesi -en azından İngilizcede- kolay kolay çevrilemiyor söylenenlere göre. işte şimdi içimde başka bir dile, ifadeye çevrilemeyecek bir hüzün taşıyorum bugün. ancak gözyaşı olup da akabilir gibi.