birey olma hallerinden bahsederken, buradaki her yazıda da bireyin kapladığı alan büyürken, geçen gün, tam da tünelden inmiş ve işe doğru yürürken görüş alanımda olan insanların çoğunluğunun kendini iyi addettiğini ama gerekli koşullar oluştuğu anda bir çoğunun (muhtemelen kendim de dahil olmak üzere) çeşitli "test"leri geçemeyeceğini, ama bunun tam anlamıyla içsel olarak iyi ya da kötü olmamızdan kaynaklanmadığını düşündüm.
evet empati var, şefkat var, 'adalet hissi' var. ama insan çevresiyle, eylemleriyle ve seçimleriyle fazlasıyla tanımlı bir varlık. eğer teyzemin dediği doğruysa ve biz havai fişek kalıntıları gibi karanlıkta parlayan ışıklarsak eğer, iyi ya da kötü yok, durumlar var.
26 Nisan 2015 Pazar
yolda
yoldayız. güneş batıyor camın ötesinden, güzel görünüyor. önce yeşilliğiyle, sonra da çimen ve türlü yeşilliğinin kokusuyla insanı sakinleştiren bir yerde yaşadığımın hayalini kuruyorum.
eğer planlarım doğru giderse, geri sayıma başladık, yoksa ya korkuyorum ya da beni buraya sürükleyen psikolojik açmazlarımı yanlış yorumluyorum. bir yere, bir mesleğe mahkum olmadığımızı bilmek güzel. bunu gerçekten yaşayabilmek ise harika olsa gerek.
eğer planlarım doğru giderse, geri sayıma başladık, yoksa ya korkuyorum ya da beni buraya sürükleyen psikolojik açmazlarımı yanlış yorumluyorum. bir yere, bir mesleğe mahkum olmadığımızı bilmek güzel. bunu gerçekten yaşayabilmek ise harika olsa gerek.
20 Nisan 2015 Pazartesi
4. ayın sonu
evet 9. ayda boşluğa çıkacak şekilde kâğıt üzerinde bir plan yaptım şimdi. 5. ay, 6. ay, 7. ay, 8. ay ve biter gibi. çok ileri attım belki, fakat yaz sıcakları gözümü korkuttu. belki de şöyle yapabilirim, çok mümkün 5. ay, 6. ay, 7. ay ve biter. bu noktada da 6. ayın sonunda konuşulur ve hayat toz pembe olur.
çünkü şu anda kendi yapmak istediğim abuk subuk şeylerin yanında tahammülümün çok düşük olduğunu gözlemliyorum. yarın evde olmayacak olmak sinirimi bozuyor mesela.
cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla mı döşenmiş?
çünkü şu anda kendi yapmak istediğim abuk subuk şeylerin yanında tahammülümün çok düşük olduğunu gözlemliyorum. yarın evde olmayacak olmak sinirimi bozuyor mesela.
cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla mı döşenmiş?
17 Nisan 2015 Cuma
yaşam için uygunsuzdur
bazen kendimi- bugün olduğu gibi - yaşam için uygunsuz görüyorum. fransız sarayı'ndaki bir sempozyum sonrası çıkışta bir kadınla dalaşımız sonucu etik nedir, ne değildi, mimiklerim ne derece sert, toplumsal hayata ne derece uyumluyum gibi çelişkilere düşmüşken ve işe doğru adımlarımı hızlandırırken, sanki ortamdan ikiye kırılacakmışım gibi hissettiğimi ve bu kırılganlığın ait hissetmemeyle çok yakın ilişkili olduğunu düşündüm. hiçbir yerin evim olmaması, orada huzurlu olamamam, tehdit algılamam, kaçmak istemem, gibi durumlar sırasıyla geçit yaptılar. bu haliyle algılanan hayat çok zor bir hayata benziyor. ve uzaktan insanlar ne kadar flu gözüküyor, duyguları müphem, sanki çok güçlüler.
böyle kırılgan hissetmemiz bir de başka insanlara haksızlık yapmamıza engel teşkil etmiyor. bugünkü halime sebep olan etik belirsizlik ve ayıp ettim mi acaba düşüncesi en basitinden öz sevgisizliği beraberinde getiriyor. bir şeyi nasıl "iş" olarak algılarız ya da nasıl "iş dışı" olarak algılarız, bu ikiye ayırdığım listenin aslında ne kadar benim yapımım ve insan yapımı olduğunu fark ediyorum. tahakküm altında hissetmediğim zamanlarda gerçeklik değişebiliyor, biliyorum. kötü hissediyorum. merdivenlerden inerken ağlamayayım diye düşünüyorum. başkaları bana güçlü olduğumu söylüyor. anlamlandıramıyorum.
bence ameliyatta benim kafatasım kazındı ve ameliyat sonrası anlamsız anlarda gelen mide bulantısının gösterdiği üzere dağılabileceğimi hissettim. ve gerizekalı bir kadının aşırı korumacı tutumu sebebiyle de dağılabileceğimi gördüm. nerede patlıyorum, nerede o ince zar bir anda parçalanıyor onu anlamıyorum. çok karışık hisler, belki söz öncesi dönemden edinilmiş güvensizlikler kaşınıyor bilmiyorum. ama evden çıkmak istemiyorum. kimse bana dokunmasın, ben de kimseye dokunmayayım istiyorum.
böyle kırılgan hissetmemiz bir de başka insanlara haksızlık yapmamıza engel teşkil etmiyor. bugünkü halime sebep olan etik belirsizlik ve ayıp ettim mi acaba düşüncesi en basitinden öz sevgisizliği beraberinde getiriyor. bir şeyi nasıl "iş" olarak algılarız ya da nasıl "iş dışı" olarak algılarız, bu ikiye ayırdığım listenin aslında ne kadar benim yapımım ve insan yapımı olduğunu fark ediyorum. tahakküm altında hissetmediğim zamanlarda gerçeklik değişebiliyor, biliyorum. kötü hissediyorum. merdivenlerden inerken ağlamayayım diye düşünüyorum. başkaları bana güçlü olduğumu söylüyor. anlamlandıramıyorum.
bence ameliyatta benim kafatasım kazındı ve ameliyat sonrası anlamsız anlarda gelen mide bulantısının gösterdiği üzere dağılabileceğimi hissettim. ve gerizekalı bir kadının aşırı korumacı tutumu sebebiyle de dağılabileceğimi gördüm. nerede patlıyorum, nerede o ince zar bir anda parçalanıyor onu anlamıyorum. çok karışık hisler, belki söz öncesi dönemden edinilmiş güvensizlikler kaşınıyor bilmiyorum. ama evden çıkmak istemiyorum. kimse bana dokunmasın, ben de kimseye dokunmayayım istiyorum.
bugün asosyal takılmak
"bugün asosyal takılıyorsun demek" yorumu sonrası selam verdiğim iş arkadaşlarım o anda aklımda ne olduğunu bilmiyorlardı elbet. aklımda olan gestalt terapisine göre basitçe isteklerimi belirlemek , isteklerimi gerçekleştirmek için gerekli şeyleri belirlemek ve daha sonra eyleme geçmek bana iyi gelecek. ve inanılmaz ama gerçek, isteğimi belirledim. isteğim boş zaman. isteğim birkaç ay dahi olsa mola verebilmek. para biriktirdim ve aslında her şeyi hazırladım bunun için. belki de eyleme geçebilirim.
13 Nisan 2015 Pazartesi
ameliyat
ameliyatı oldum. psikolojik yükü ağır, acı yükü görece hafif bir operasyondu. ilk bir haftası hem insanların arayıp sormasından, yanımda olmasından hem de elimdeki zamanın verdiği coşkudan görece fena geçmedi. sızı, ağrı kısmı, yemek yiyememe kısmı bazı anlarda tali kaldı. ağzımdaki damaklık sebebiyle dişlerimin arası iyice açıldı. bir şeyleri değiştiresim, düzenleyesim geldi, kütüphaneden başladım.
sonraki hafta işe alışma (alışamama da) ve aslında işle ilgili sürekli taşıdığım suçluluk duygusunun farkına varma ile geçti. görece hafifti. dişler iyice birbirinden ayrıldı. doğum günüm geldi. gelene kadar da gündemimde değildi. herhalde ameliyat olmanın da etkisiyle bayağı güzel bir doğum günü geçirdim. hoşuma gitti, baharın geldiğini fark ettim. aylar sonra kemik düzelecek, ama en azından yediklerimi genişletmeye başladım.
ve bugün işle ilgili farkındalığımı kaybetmeme sebep olacak şeyler oldu yine. bir takım sorgulamalar, basın toplantıları, etik mevzular. biz kağıt üzerinde çok güzel şeyler yapsak da, işlerin gidişatının bu ülkede hep bir kırılganlık içinde olduğunu bir daha görmek acıydı. ve şimdi bir pazartesi akşamında yine kaçma isteğiyle baş başa bıraktı beni.
sonraki hafta işe alışma (alışamama da) ve aslında işle ilgili sürekli taşıdığım suçluluk duygusunun farkına varma ile geçti. görece hafifti. dişler iyice birbirinden ayrıldı. doğum günüm geldi. gelene kadar da gündemimde değildi. herhalde ameliyat olmanın da etkisiyle bayağı güzel bir doğum günü geçirdim. hoşuma gitti, baharın geldiğini fark ettim. aylar sonra kemik düzelecek, ama en azından yediklerimi genişletmeye başladım.
ve bugün işle ilgili farkındalığımı kaybetmeme sebep olacak şeyler oldu yine. bir takım sorgulamalar, basın toplantıları, etik mevzular. biz kağıt üzerinde çok güzel şeyler yapsak da, işlerin gidişatının bu ülkede hep bir kırılganlık içinde olduğunu bir daha görmek acıydı. ve şimdi bir pazartesi akşamında yine kaçma isteğiyle baş başa bıraktı beni.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)