bir karar aldım, bir işi reddettim. doğru mu yaptım, yanlış mı yaptım, doğruluğunu ölçeceğimiz kriter nedir, bilemedim. bu aralar dalgalanmalar var, yüzleşmeler söz konusu, bazen ağır geliyor, ama herhalde bir faydası da olacaktır diye umuyorum. değiştiremediğim bir halle ilgili, ofiste olmamakla ilgili, yayıncılık sektöründe ilerlememekle ilgili bir karar aldım.
daha önce de böylesi bir karar almıştım. yoğun işten korkarak almıştım onu, delirmekten korkarak. istemediğim üzerinden tanımlayarak. şimdi ise yoğunluktan korkmuyorum, ama sanki bir karar almam lazımmış da, maaşların peşinde koşarak o karardan vazgeçmemeliymişim gibi bir inançla hareket ettiğimi görüyorum.
sonumuz hayrolsun.
26 Ocak 2015 Pazartesi
12 Ocak 2015 Pazartesi
2015
2014'ün müziklerini, 2015'e girdikten sonra topluca bir dinleyesim geldi. müzikle dolu bir yıl değildi. Ama yine de elde birkaç albüm kaldı: A Winged Victory for the Sullen, Exit Oz, Otto Totland, Mammal Hands, Swans, Kiasmos, Mirroring, Antlers, Grouper'in yeni albümleri bunların arasındaydı.
Bugün hava o kadar karanlıktı ki, yanlış saatte uyandığımı sandım. İşte içim sıkıldı biraz aynılıktan. İlginç hayat enstantaneleri paylaşıldı masada, benimse susasım geldi. Durağan bir ruh halindeydim. Fargo'nun içindeydim. Şişhane kasabası anlamsız bir cinayeti bekliyordu sanki. Ayaklarım üşüyordu ayrıca.
Bugün hava o kadar karanlıktı ki, yanlış saatte uyandığımı sandım. İşte içim sıkıldı biraz aynılıktan. İlginç hayat enstantaneleri paylaşıldı masada, benimse susasım geldi. Durağan bir ruh halindeydim. Fargo'nun içindeydim. Şişhane kasabası anlamsız bir cinayeti bekliyordu sanki. Ayaklarım üşüyordu ayrıca.
3 Ocak 2015 Cumartesi
kar geldi
kar biraz geldi, ama yerde kalmadı. ben ise bugün verdiğim bir sözü yerine getirmeyi unuttum. bu hareket hiç benlik değil dedim. şaşakaldım. bir şeyi unutmanın, tamamen unutmuş olmanın ardında yatan mekanizma nedir, tam çözemedim. unutmanın da bir anlamı olsa gerek dedim. içime sorumsuzluğun, ortada bırakmışlığın ağırlığı çöktü. ciğerin üst orta bölümünde hafif bir ağrı. bunun ilginçliği affedilme, hoş görülme kategorilerinin bu duruma işlemiyor oluşu. para girince işin içine bir hizmet alma durumu da oluşuyor. her ne kadar her türlü 'hizmet alma' durumu bir alışverişten çok daha fazlasını, insani bir boyutu içeriyor da olsa, para kısmına yaslanıp rahatlatabiliyor insan kendini. ama bunda o da söz konusu değil. bir odada bir hisle göz göze, karşılıklı oturup ağrılanma hali daha çok. neyse, geçmiş olsun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)