25 Ağustos 2018 Cumartesi

çukur

çukura mı düştük? belki lağıma düşmüşüzdür. ki fosseptik diye yazılıyormuş. 2 s'li.

halletmediğim mevzular anlaşılmazmış bloğumda
hallettiklerim anlaşılır.

bunda çukurdan henüz çıkamadığımız anlaşılmıştır sanırım. hayat 35'te çok ciddiymiş.

21 Ağustos 2018 Salı

kare

bir kare içinde çitler, çiçekler, çimenler var. ben bir bankta oturuyorum. sağ tarafımda fincan içinde kahve, bardak içinde su var. sol tarafımda cep telefonu, kucağımda ise laptop duruyor. çeviri yapıyorum. öğle saatleri. ben ailemin evinin gölgesinde oturuyorum. içimde bir ağırlık var. sanırım bazı şarkılar, içimde beni gittikçe dışarı kapatan bir sisin kabarıp tüm göğsümü kaplamasına sebep oluyor. şimdi de çalan öyle bir parça.

bir bahçem olsaydı, lavantalar ve rüzgarda uçuşan çalımsı bitkilerden oluşan bir yorgan gibi olmasını isterdim. çamaşır ipine asılmış bir çarşaf gibi dalgalanmasını isterdim. küçük pembe çiçekleri, beyaz çiçekleri, kırmızı çiçekleri taşımasını isterdim. belki de bir fırtına başlardı ansızın. içimde bir sonbahar esintisi var.

20 Ağustos 2018 Pazartesi

karamürsel

içim dolu. bazen çok konuşurken bulsam da kendimi (genelde anın tam ortasında, bir anda dışarıdan kendime bakar hâlde buluyorum 'kendimi') genelde sustuğumu fark ediyorum. suskunluk konuşmam beklentisini karşılamamamın yanı sıra içimde olanları ifade etmeme/edememeye denk geliyor. bir şeyler, bir dalganın üstünde gibi kıyıya vurup geri çekiliyor. ben onu tutup da sudan kaldıramıyorum. ne olduğunu bilmiyorum. orada, içimde bir kaya gibi oturuyor. ne yaşanıyor bilmiyorum. niye böyle oldu bilmiyorum.

bildiğim kulağıma gelen konuşmaların çoğunun bende cevap verme isteği uyandırmaması. sanki suyun üzerinde gezen harflerin bir bütünü bu duyduğum cümleler. derini yansıtmıyor. belki yalnızca geçici gölgeleri güneş ışığının ulaştığı derinlere yansıtıyor. (bunları yazarken ifade edemediğimi düşünüyorum).

bazen öyle bir hisse kapılıyorum ki insanların ötesini görüyorum. konuştuklarının ötesini görüyorum. bakamadığım gözlerinin içinden girip onların göğsüne oturmuş, ifade edemedikleri o kıyıya vuran kelimeleri hayal meyal seziyorum. orada bir şeyler var ve onu ifade etmedikleri sürece ben konuşmayı reddediyorum. böyle bir hâl içinde, insan ilişkilerinde, kendini ifade etmede çoğu insanla sıkıntı yaşıyorum. buna bazen en yakınlarım dahil oluyor. görülmediğini düşünenler tatlı ve naif, görüldüğünü fark edenler eğer yargılandıkları hissine kapılıyorlarsa gergin oluyorlar. yargılamıyorum. aynısından bende çokça var. sadece başka türlü bir iletişime bu aralar kapalıyım. çocuğa ve çalışmaya çok fazla enerjim gidiyor ve olmayan kendim hakkında anlamsız cümleler kurmak istemiyorum. ben o değilim.