24 Haziran 2014 Salı
aaaaaaaaaaaaaaa
iki gün izin alabilmek adına bir takım çalışmalar içine girdim. pilim bitti, bitecek gibi hissediyorum bir yandan da. ve bir yandan da ıncık cıncık işler var. hafif boğulmacalar.
19 Haziran 2014 Perşembe
bikinisinde astronomi
bu şarkıyı dinliyorum bu aralar, birilerinin hayatında bikinisinde astronomi saklayan kadın olduğumu hayal ediyorum mesela. bir yumuşaklık var şarkıda. aşkın yoğun hissiyatıyla bir insanın evrenleşmesi arasındaki o alışverişi anlatıyor sanki.
"senden tek istediğim, geçmişin geleceğin benim olsun" gibi bir talepte bulunulabiliyor aşıkane hallerde. yoğunluğun kendisi korkutabiliyor. ama bir uçuculuğu da var, gözlerdeki kayıp galaksilerden bahsedebiliyor aynı anda.
onu bir görseniz sanırsınız, o bir deniz yanılırsınız, o benim, güneş sistemim,
alacalı bikinisinde saklı, deniz yıldızları, uzay taşları-arkadaşları,
ölü denizciler, kayıp galaksiler, buldum! gözlerindeler,
senden tek istediğim, geçmişin geleceğin benim olsun
yaz gelirken karışır böyle şeyler neşeyle endişeler ayak bastığım her yerdeler
üzerimden gemiler geçer, kaldırma kuvvetimdekiler, burası benim krallığım
sıkılırsan güneşten gece oluruz erkenden, sen istersen,
karşılığında istediğim, geçmişin geleceğin, benim, olsun,
denizler cinayet işlemezler, aslında kimseyi istemezler, değiştirdi beni, bu garip astronomi,
suçluyum belki ben, sen sularımda ölürken, güldüm keyfimden,
her zaman istediğimle, geçmişin, geleceğinle, benimsin artık, derinlerde, derinlerde.
"senden tek istediğim, geçmişin geleceğin benim olsun" gibi bir talepte bulunulabiliyor aşıkane hallerde. yoğunluğun kendisi korkutabiliyor. ama bir uçuculuğu da var, gözlerdeki kayıp galaksilerden bahsedebiliyor aynı anda.
onu bir görseniz sanırsınız, o bir deniz yanılırsınız, o benim, güneş sistemim,
alacalı bikinisinde saklı, deniz yıldızları, uzay taşları-arkadaşları,
ölü denizciler, kayıp galaksiler, buldum! gözlerindeler,
senden tek istediğim, geçmişin geleceğin benim olsun
yaz gelirken karışır böyle şeyler neşeyle endişeler ayak bastığım her yerdeler
üzerimden gemiler geçer, kaldırma kuvvetimdekiler, burası benim krallığım
sıkılırsan güneşten gece oluruz erkenden, sen istersen,
karşılığında istediğim, geçmişin geleceğin, benim, olsun,
denizler cinayet işlemezler, aslında kimseyi istemezler, değiştirdi beni, bu garip astronomi,
suçluyum belki ben, sen sularımda ölürken, güldüm keyfimden,
her zaman istediğimle, geçmişin, geleceğinle, benimsin artık, derinlerde, derinlerde.
12 Haziran 2014 Perşembe
törenler ritüeller
bu aralar ev hayatı bir huzurlu, güzel. yeni kutlama bahaneleri yarattık kendimize, bir araya gelip hayatı yüceltiyoruz. aslında pek bir şey değişmese de böylesi gündeliklerle anlar yaratıyoruz ki hatırlayalım, umutlanalım.
9 Haziran 2014 Pazartesi
7'ler
bir işe kalkıştık, kocaman oldu. beni "kaybetmişler" artık, öyle söylediler. tamam dedim ben de, kayboldum artık ben.
6 Haziran 2014 Cuma
ve her şey düşünceden başlar
her şey düşünceden mi başlar? çok ilginç ama çevre, duygu, davranış, düşünce dörtgeninde davranışla birlikte en dinamik unsurlardan biri düşünce. düşünce öyle bir şey ki, davranıştan daha içsel ve benimsenebilir bir sürece işaret ediyor çoğunlukla sanki. ve düşünce, duyguları katmerlemeye ya da hafifletmeye muktedir. düşünce "var olanı" ve çevreyi değiştirmez, "var olan" bizim yorumumuza elbette tabii, ama biz varsayılan somut gerçeklerin dünyasında göreceli bir oluş halindeyiz sankim.
neyse. bu zırvalar, aslında "farklı bir yaşam mümkün mü?" sorusunun bir suretinden başka bir şey değil. "değişebilir miyim?" de aynı sorunun daha kısıtlı bir versiyonu.
5 Haziran 2014 Perşembe
çağın vebası
çağımızın vebası mutlu olma zorunluluğunun bir heyula gibi tepemize dikiliyor olması mıdır? bu sorunun yanıtını arayan bir kitap hediye etti b. bana. içinde psikoloji biliminin eleştirisinden tüketim toplumuna uzanan bir eleştiri olduğunu "varsayıyorum" daha okumadan. mutluluğun o imkansız merkezinin, o ulaşılmaz altın toprakların etrafı kişilik bozuklulukları ve türlü psikozun hasmane dünyasıyla çevrili. mutluluğun bir demi de var, onun ötesi mani.
fakat psikoloji bilimine yönelttiğim fuko esintili eleştirilerimi biraz yumuşatmaya kani oldum. dün evinizdeki terapist adlı kitabı kucağıma aldım ve ilk egzersizini bu akşam yapacağım. çünkü "insan sürekli gelişen bir varlık." "sürekli gelişen, sürekli yeşeren ve harekete geçemediği için var olan iş aş durumundan mutlu olması ve onlara kani olması amacıyla psikoloji kitaplarından medet uman."
"günde 10 saatten fazla çalışma kalp damar hastalıklarına neden oluyor." bu araştırmayı yapan bilim insanları günde kaç saat çalışıyorlar acaba?
bu parça ise hüzün soslu bir bütünlük hissi vadediyor insana, mutluluktan ve depresyondan azade:
fakat psikoloji bilimine yönelttiğim fuko esintili eleştirilerimi biraz yumuşatmaya kani oldum. dün evinizdeki terapist adlı kitabı kucağıma aldım ve ilk egzersizini bu akşam yapacağım. çünkü "insan sürekli gelişen bir varlık." "sürekli gelişen, sürekli yeşeren ve harekete geçemediği için var olan iş aş durumundan mutlu olması ve onlara kani olması amacıyla psikoloji kitaplarından medet uman."
"günde 10 saatten fazla çalışma kalp damar hastalıklarına neden oluyor." bu araştırmayı yapan bilim insanları günde kaç saat çalışıyorlar acaba?
bu parça ise hüzün soslu bir bütünlük hissi vadediyor insana, mutluluktan ve depresyondan azade:
2 Haziran 2014 Pazartesi
pale star
bazı şarkılar yoktan yere başımıza dert açar. çok dokunmadığımız, önemsiz gördüğümüz, ama bir zamanlar hayatımızı işgal etmiş bir takım duyguları, neresi olduğunu tam çıkaramadığımız bir yere ait kokuları geri getirir. mesela o şarkıya denk geldiğimiz gün, bir de yağmur yağıyorsa, şehir de onu bekleyen sıcak günlere karşı son direncini yağmur bulutlarına tutunarak gösteriyorsa o önemsizler su yüzüne çıkabilir, sokakları basan selle birlikte suyun üzerinde gözümüzün göreceği şekilde bir oraya bir buraya sürüklenebilir.
pale star, bütün gün başka şarkılara uğrayıp uğrayıp geri döndüğüm pale star böylesi bir şarkı. sade, iddiasız, bir gitar teliyle gönlün on ikisini titreten ve labradford, the for carnation günlerini hatırlatan.
pale star, bütün gün başka şarkılara uğrayıp uğrayıp geri döndüğüm pale star böylesi bir şarkı. sade, iddiasız, bir gitar teliyle gönlün on ikisini titreten ve labradford, the for carnation günlerini hatırlatan.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)