31 Ağustos 2009 Pazartesi

ruya

ruyamda ben lise birincisi olmusum, haberim yokmus bundan bana soyluyorlar. ve ogreniyorum ki yakindaki askeriyeden bana hediye gondermisler askerler aralarinda birlesip. alla alla derken paketi aciyorum, icinden bir suru boxer cikiyor. bu bir askeriye gelenegiymis. allahim bunlar ne boyle temiz midir derkene (temizlermismis), uzerine tebrik yazilari yazmis olduklarini goruyorum. bazilarinda yok hicbir yazi sasiriyorum falan. bu arada da bir baci muhabbeti gidiyor, askerler bana saygi duyuyorlarmis cok. boxerlar da cizgiliden duze bir cesitlilik gosteriyorlar.

acaba delirdim mi ben? yoksa bir guc pozisyonuyla digeri arasinda bir baglanti mi kurmusum bu ruyada. yoksa eski lise binasinin yerine askeriyenin yerlesmis olmasi midir bunlarin ortaya cikis sebebi? yoksa ders calismadigim icin acayip sucluluk hissediyorum ve eski gunleri mi yad ediyorum. noluyo lan?

27 Ağustos 2009 Perşembe

bir varmis

bu is herhalde olmayacak. yani hani oyle turkce siir geleneginden bir cumleyle baglayalim: "surunerek yasanacaksa." ev manyagi olmak, ev oluyorsun. sonra temizlik manyagi olmak, sen kir oluyorsun, duzen manyagi olmak, duzen oluyorsun. gidiyorsun, sonra geri donuyorsun, dilin disarida. nefes nefese. yansitiyorsun.
yansitiyorsun yansitiyorsun. boyle alip nereye koysan da duzenlesen kendini. nasil olsa da bir nefes digerini izlerken durulsa gittikce. yapilacaklarla, yapilmayacaklarla ne yapacagini bilmemek, onlar gelip bogazina dayanana dek. bir turkce siir gelenekselligi daha: "yahu ne yapacagim bu kadar hayati ben?, karar vereceksin demis balikci" bunu da ancak balikci der. balikci yoga yapmaya karar vermenin hayati degistirmeyecegini, hissedisi degistirmeyecegini dusunur. ona gore her sey birbirine minik aglarla baglanmistir. o belki de buyuk kararlarin adamidir. adim atar, merhaba yeni gerceklik. minik aglarin dalgalanisini goruyorum ben.
kucuk kararlar evet de buyukler gelmiyor be. buyukler de zaten tekrarlarin gelip de sinirlarina dayandigi gerilim bolgeleri. egilimlerin hep egrildigi evler. deg-is-im, parmaklarimin ucunu sizlatiyor.
beynime kutuphaneler, yemek takimlari ve cok cekmeceli kullanimi pratik dolaplar almak istiyorum. tek tek yerlessin her sey. istendigi zaman ortaya ciksinlar. dolaplarin ici de duzenlensin mumkun mertebe.
cunku ancak kendi kendine basa cikacaksin.

25 Ağustos 2009 Salı

uzak, hep uzak.

bocek

Bir seyler okuyunca, bakinca resimlere, cok uzun ve bitmez, tekrarlardan olusan, insana dair, insanin koca varolusla basa cikamamasina dair bir hikayenin parcasi hissediyor kendini.

Sonra odada yalnizken bir bocek goruyor tahtanin uzerinde. Oyle caresiz ki, o ziplayan bocekle basbasayken. Nasil bir tehdit onun orada olusu. Bocege karsi kendini olcup bicen insan.


7 Ağustos 2009 Cuma

teslim

bir insana teslim olunamayacağından dolayı (insan tekinsiz, yargılayıcı, bizi "olduğumuz" gibi kabul etmeme riski olan, bizim değişme riskimizi getiren, ölümlü) bir tanrıya teslim olunulmuş belki. bir soyutluğa, bir yazıya, başka bir tarafa.

süt içince teslimiyet.

5 Ağustos 2009 Çarşamba

yogurt

gece kalkip yogurt yemenin hatirlattigi sey sikintili zamanlar nedense.
aci soslu komik.

2 Ağustos 2009 Pazar

golge

her seyin bir gunese bakan parlak tarafi, bir de golgesi var.
o golgede biraz oturunca, sokak lambasindan gelen isik yapragin golgesini yansitiyor duvara. ozellikle muzikli diyarlarda, bir karakalem yuz olusuyor o golgeden. basini one egmis, 15-16 yaslarinda bir oglan cocugu. biraz ben ona anlatiyorum, biraz da o bana.
soruyorum ona, nasil bir yol, nasil bir adim, nasil bir ses ve sessizlik? ve isigi goster diyorum ona. azmi goster, sabri goster. kelimelerimi kurtar.
cunku biliyorum onun orada oldugunu. bunu anlatinca yok olacak, vakit daralacak onu da biliyorum. hava gittikce karariyor cunku, onun yerini baskalari aliyor. mesela olgun bir adam.

her seyin muzigi varsa. her hali kapsayan bir muzik varsa. hayata kakafoni diyorlar bu yuzden. bir duzenleme ihtiyaci, muzikte huzur buluyor insan. ekran 2 boyutlu, duz. diger hayatlar ne kadar karisik olursa olsun, bir sahne, duzenli. yalniz kisinin kendisi, kendisinde, ya da empatinin kosesinde hissediyor kaosu. baskasinin kaosu fazla digerine. en fazla anlamayi reddediyor bir vakit. aliyor bakislarini oradan, bir baska yone yoneltiyor.

her insanin bir golgesi var. cesareti korku yapan bir parcali duzen. ikilikleri karistiran, birbirine sarmayalan, sonra bir tarafin zaferini isaret eden, sindiren. taraflari hep belleyen.