her seyin bir gunese bakan parlak tarafi, bir de golgesi var.
o golgede biraz oturunca, sokak lambasindan gelen isik yapragin golgesini yansitiyor duvara. ozellikle muzikli diyarlarda, bir karakalem yuz olusuyor o golgeden. basini one egmis, 15-16 yaslarinda bir oglan cocugu. biraz ben ona anlatiyorum, biraz da o bana.
soruyorum ona, nasil bir yol, nasil bir adim, nasil bir ses ve sessizlik? ve isigi goster diyorum ona. azmi goster, sabri goster. kelimelerimi kurtar.
cunku biliyorum onun orada oldugunu. bunu anlatinca yok olacak, vakit daralacak onu da biliyorum. hava gittikce karariyor cunku, onun yerini baskalari aliyor. mesela olgun bir adam.
her seyin muzigi varsa. her hali kapsayan bir muzik varsa. hayata kakafoni diyorlar bu yuzden. bir duzenleme ihtiyaci, muzikte huzur buluyor insan. ekran 2 boyutlu, duz. diger hayatlar ne kadar karisik olursa olsun, bir sahne, duzenli. yalniz kisinin kendisi, kendisinde, ya da empatinin kosesinde hissediyor kaosu. baskasinin kaosu fazla digerine. en fazla anlamayi reddediyor bir vakit. aliyor bakislarini oradan, bir baska yone yoneltiyor.
her insanin bir golgesi var. cesareti korku yapan bir parcali duzen. ikilikleri karistiran, birbirine sarmayalan, sonra bir tarafin zaferini isaret eden, sindiren. taraflari hep belleyen.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder