yazmaya çalışırken bunalmak. amacını, köşesini, bucağını sorgulayarak değil. yazılanlardan dolayı bunalmak. yazmaya yardımcı resimlere bakarken gözün kaydığı yedi sekiz yıl öncesine ait fotoğraflara bakarken, sanki ölmüş de kendi bedeninin geçmişte yaptığı yolculukları izliyormuş gibi bakmak. sanki çok büyük bir dertle karşılaşmış bir insan gibi, hayat gailesini saçma ve küçük bulmak. bir gün geçirme oyunundaymışçasına, her günün içerisine yerleştirilen minik uğraşların toplamıymışçasına geçmişe bakmak. şu andaki ben'i sanki geçici bir kiracıymışçasına onu şüpheli gözlerle sorgulamak. beden duruyormuş da zamanlar ve benler içerisinden kayarak geçiyormuş gibi kullanılmış hissetmek. yazının bütünlük arayışını, bir anlatı arayışını sanki kendine tatbik edebilirmişçesine sonuçsuzluğun sorumluluğunu acımasızca üstüne almak, kendini, bakışını, anlayışını dağınık bulmak. ve bütün bunları sırtlanacak bir ben bulamamak etrafta. bağlama vurmak, toplumsala saymak.
bir sayfalık yazarın hazin günlüğünden...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder