29 Eylül 2011 Perşembe

bir uyaran kurbanı (ibretlik)

içeri gidiyorum, içeri dediğimiz 1 oda ötesi, salon görünümlü oturma odasına. bir şey alacağım, ne alacağımı unutuyorum, ama sırf bir şey almak adına sigara alıyorum. başlangıç noktasına geri dönüyorum, başka bir şey alacaktım diyorum, su dolduracaktım herhalde, su bardağını alıp mutfağa gidiyorum, damacanada su olmadığını, su bardağının dolu olduğunu fark ediyorum, o sırada 5 litrelik su almış olduğum gerçeği aklıma geliyor. şaşırıyorum, sonra şaşırmama şaşırıyorum. sonra odaya geri dönüyorum, yarı dolu bardağa biraz ekleme yaparak. sonra mp3 player alacağım aklıma geliyor, yeniden odadan çıkıp oturma odasına gidiyorum, mp3 playerı alıyorum.

çok hazin bir hikaye bu. uzuuun bir zamandır iş hayatı ve bunun doğal sonucu olarak artan iş ve insan uyaranı sonrası şaşalamış bir 21. yüzyıl insanının ibretlik hali.


bu insan iki gündür metronun kapıları biiip biiip diye tam kapanırken oraya varmış oluyor, attığı deparın hızıyla kapıya bir sinek misali çarpmamak için ani frenler yapıyor.

gün anlamsız hareketlerle geçiyor. mesela neden bir türlü aşağıya sigara içmeye indiğimde eller arasında eşya taşıma konusunda doğru iş dağılımı yapamadığımı çözebilmiş değilim. kapıları açan kart (böyle güvenlik önlemleri gerektiren acayip bir yerde çalışıyorum evet) sigara, çakmak, keyif pezevenkliği tamamlayıcısı olarak içeçek. bunlarla 4 kat aşağıya iniyorum ama elim hep kapıyı açamayacak kadar dolu oluyor. hayat zor.

sürekli tekrarlanan uyarlananlar olduğu için genel resimdeki yerlerini sürekli kaybettiğim, ama beynimde yer kaplayan uyaranlar var. bunların varlığını bir an olsun idrak ettiğimde korkuya kapılıyorum. mesela, binanın önünde duran o yavru kediyle ilgili düşüncelerim var, o kedi hakkında düşünüyorum evet. mesela neden o kaldırımı yoldan ayıran garip yükseltilere sürtünüp duruyor, bu kediyi gerçekten de eski işinden atılmış ve hala davası devam eden temizlik şirketindeki abla mı besliyor? yoksa herkes kafasına göre mi besliyor? mesela bir güvenlik görevlisi ayağını yere tap tap yapmak suretiyle o kediyi kovdu ve gözümde ciddi puan kaybetti, halbuki diğer güvenlik görevlileri ile futboldan konuşurken kedi düşmanı bir izlenim vermiyordu. bundan hiç şüphelenmemiştim, hayat çok garip.

beynimi kaplayan bir diğer uyaran. otobüste yetmişlerinde bir adam var. her sabah orada. ilerideki duraklarda binecek otuzlu yaşlarda bir kıza yanındaki yere torbalarını koyarak yer tutuyor. bir gün otobüsteki   hertürlühaksavunucusu teyze bağıra bağıra kendisinden bahsetti, genç kızlara yer veriyor bir tek dedi, onu kınadı. adam iplemedi. o kız bazı sabahlar otobüse binmiyor ve o zamanlarda adam yalnız yolculuk yapıp isteksizce yanındaki koltuktan torbasını kaldırıyordu. ya da kendi yerini veriyordu 2 kişilik boş koltuk bulamadıysa. ama geçen gün inanılmaz bir şey oldu! yine otuzlarında olduğunu tahmin ettiğim bir kadına yerini vermiş, onun dibinde ayakta dikiliyordu. ama sonraki sabah yine eski kıza yerini verdi. şimdi kafamı kurcalayan birçok soru oluyor. mesela bu adam iki kız aynı anda otobüse binse hangisine yer verecek? bence ikisi de sevimli insanlar, seçim yapması zor. sonra bu adam acaba otobüs toplumumuzun onun hakkındaki yargılarını hiç mi önemsemiyor? yoksa her gün evdeki bir plastik torbaya ne bulduysa sıkıştırarak ve yanına çantasını alarak işe gidiyormuş numarası mı yapıyor? hep benim de indiğim durakta iniyor, 20 dakikada yürünebilecek bir yol, işe yetişmek isteyenler otobüse biniyor benim gibi, ama o acaba işe mi gidiyor? yoksa 2 saat sonraki otobüsü beklemek üzere tekrar evine mi dönüyor? günün belli saatlerinde, belli seferlerinde, belli kızlara mı yer veriyor? işte bu sorular çok kafamı kurcalıyor ve beynimi kurcalayan uyaranlardan korkuyorum. her sabah 1 dakika bu konu üzerinde düşünsem, 6 aydır bu saatteki otobüse bindiğim düşünülürse en az 2 saat bu adam hakkında düşünmüşüm demektir. çok korkutucu.

başka şeyler de var, bunlar üzerine burada yazmak istemiyorum. mesela binanın tuvaleti ve tuvalet kullanımı ile ilgili sorularım da var. rappim kurtar beni.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder