2 tören, 1 uzun 1 kısa tatil, adaptasyon sıkıntıları yaşanan günler, endişeyle kalkılan rüyalar, ağustos ayına tanımlanan bir son başlangıcı, 2 kitap sonrası buradayım.
gigi masin adlı bir grup (müzisyen?)in parçası çalıyor, güzel. işteyim. nedense duygu denizlerinin derinliği arttıkça artıyor, dibi bir türlü görünmüyor. en çok denizin içindeyken, bir takla attıktan sonra gerinip tüm eklemler açılınca bir özgürlük hissi geliyor. parça parça anların çoğu aynı sosyal anksiyete sokağına çıkıyor. geçtan, dışarıdan tamamen yabancılaşmış insanın trajedisi gibi yok diyor. bizde duygusal karşılık bulmayan konular üzerinde düşünmeme eğilimindeyiz. hatıralarımız tehdit altında hissettiğimiz zamanlarla bir korelasyon içeriyor. ve diyorum ki artık şu kulaklardan kurtulsam da tüm müzikler kafatasımın içinde çalsa.
bu 1 aydan hatırladıklarım fragmanlar halinde. keşke bir araya gelseler de anlamlı bir bütün oluştursalar, bir yoldaymışım hissini verseler. yarı uykuda yarı uyanık aklımdan geçen sahneler, mırıltılar, hafif bir huzursuzluk, alnıma yapışan saç telleri, sıcak, bodrum katı nedense, sokakta yürüyenlerin adımları duvarda akan gölgeler. renkler mavi, kırmızı, güneş batıyor. sen iyi olursan ancak dünya da iyi olur.
bazen gençliğin boynuna yapışıp kanını emesim geliyor. hmm gençlik.
işte böyle duygular başa bela. duyguları düşününce aklıma nedense sudan, dalgadan başka bir şey gelmiyor.
haziran, temmuz, ağustos...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder