bir seyler yazayim istegiyle actim bu sayfayi ve goruyorum ki simdi nasil da butun bos vakitleri oldurme ustasi oldugumdan bahsederken bu ustaligimi kanitlayacak bir eylemi daha gerceklestirmis olacagim.
universiteden insanlarin bloglarina bakiyorum arada sirada. birbirine baglanmis bloglar alemi, kendini, bir seyleri anlatan insanlarin kurdugu bir ag soz konusu.
bu ag yillar oncesine dayaniyor gordugum kadariyla. 2004, 2003ten beri yazilan bloglar, kurulan komsuluk iliskileri, bir kisim arkadaslarin ismini yazida gecirme, daha cok yorum yapma ve link verme uzerinden devam ettiriliyor. yorumlar ustune yorumlar yapiliyor. yazilacak yaziya izleyen insan sayisina gore ince ayar yapiliyor. ya da depresif zamanlardaki destek arayisi, sinirli zamanlardaki insan istegi duygu yogunlugu yuksek yazilarla ince ayar kurallari falan gormezden gelinerek tatmin ediliyor. edilmiyor, ediliyor vs vs.
cok sikici bir yazi olmaya basladi bu neyse.
simdi bu blogumu da haber vermis bulundum bazi insanlara. ama henuz blogumda komsuluk iliskisi kurmaktan uzagim. bu iyi mi kotu mu karar veremezken, en azindan buraya bakan gozlerin gorunmezliginin bir hareket alani sagladigi kesin diyor kendimi kandiriyorum. aferin bana.
henuz alttaki ve ustteki dairelerin bos oldugu bir apartmanda oturmaktayim. apartmanimizin ismi blog olsun.
sonra apartmanimizi bocekler basiyor. ve bu boceklerin beni isirmak suretiyle bana ders calistiracaklarini hayal ediyorum. okuma yaptiran bir salginin kurbani olmayi diliyorum. henuz insan iliskileri nasil isler, ne olur habersiz oldugum icin de boyle sacma sapan hayallere vakit ayirabiliyorum.
mesela sacma sapanin sozluk anlamina bakiyorum ve abuk subuk anlamina geldigini gorup guluyorum. bunun gibi seyler.
bu yazacak 3 paperim ve 1 sunumum oldugu gercegini degistirmiyor ama kimsenin ugramadigi blog apartman no:15te mutluyum.
arada bir cikip merdivenleri siliyorum ve kazan dairesine iniyorum. aidat toplamaca oynuyorum, paralarini odemeyen kiracilari azarliyorum. kiracilari bulamiyorum, yine de azarliyorum. apartman depreme dayanikli mi diye kontrol ettiriyorum, gerekli miktarda komur aliyorum, hem ucuz hem de cevreye duyarli olanindan secmeye calisiyorum. su paralarini apartman panomuza asiyorum, gecen donemki parayi odemeyenlerin borclarinin altini kirmizi kalemle ciziyorum. butun bunlardan delice zevk aliyorum yarabbi.
iste boyledir bizim blog apartmanimiz.
blog blokları diyenler de varmış o apartmanlara. ben de nette fark ettim, bazı işgüzer hocalar, onlar haklarında ödev yapılmasını bile istiyormuş. marjinal mahalleler sanki, bir nevi youth culture hareketi, hem de sanal mı sanal...
YanıtlaSilgörünen o ki, apartmanı anlamaya çalışan araştırmacılar yöneticisini unutuyor, unutturuyorlar. buradan antropologlara sesleniyorum, buyrun kendini ifşa etmiş bir yönetici, ne soracaksınız ona sorun.
YanıtlaSiloyle alternative bir space'te yasiyoruz biz efendim. yoneticimiz var, halkimiz var. hiyerarsimiz var. bana sorsalar bastan arastirmalarina gerek kalmazdi. time space compression, information age diye yormazlardi kendilerini bosu bosuna.
YanıtlaSil