29 Mayıs 2009 Cuma

istanbul

sari isik altinda, raz ohara and the odd orchestra dinlerken, mor kanepenin uzerinde cicekli bir ortu varken. her sey cok sari, cok dikilitas sarisi gozukurken, (arnavut kaldirimina vuran sokak lambasinin isigi gibi) bir huzur siziyor icerilere dogru. pek seviyor aliskanliklarini kisi. onlar geldi mi de bir yumusuyor. pelte her sey.

hele bir de tanidik bir ev soz konusu.
annem diyor, aslinda hayat cok kolay. (yani insan cok kucuk, yani butun bu ugrasin bir kosesi, kuytusu, golgesi var) bu sozu baglamindan koparip onume koyuyorum. karsilikli bir sure goz suzuyoruz. ona biraz alan taniyorum, o da bana sen de haklisin dermis gibi anlayisla bakiyor. bu aralar bakismalardayim. orada bakmayi, burada goz kacirmayi ogreniyorum. burada bakmasam da uzerime cullaniyor anlamlar. cok buyuk bir kismi egri bugru. isim vermeler, kumelemeler, toplamalar, cikarmalar.

oyle bu aksam cok bi sevdim,
arkadaslari. uzak oldu, yakin. ama oyle bende kaldi. aldim cebime koydum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder