"bu kadar kendinden bahsetmeye, yazi yazsana?"
bir cumle bu kadar uzak hissettirir mi boyle boyle. hakikaten evrendeki konumumu tam olarak belirleyemiyorum. bir anda her sey, iste boyle sizofrenik bir kurgu gibi gelebiliyor. bir anda kurmusum gibi, adini koyamadigim iliskiler silsilesinde sallaniyormusum gibi.
amerika koreltmisti, ama bu kafa karisikliklarina merhemdi. ve ben sifonu kisa surede cekip birakmaya calisirken, bunlar da aradan kayiyor.
nedense ilk anda boyle cumleler hazimsizlik yaratiyor, sogutuyor, istah kesiyor. sonrasinda kurgunun bunyesine kabul edilse de, bu hazimsizligi ilk anda yaratiyor olmasi bile rahatsiz ediyor. zaten yalpalarken yine yalpaliyormus oluyor insan.
boyle kacasi geliyor hatta da, caktirmayalim diyor. kacasi'larin hangisi bugune kadar ise yaramis ki? kacasi olanin kacacagi yer olamamis ki, zaten kendi dedigi seyden kacarken. sanki oyle bir sizofreni ki, kendine asik olmadan dunyayi yasanmaz kilmis. oyle miymis hakikaten bilemiyorum. bir cumleden hikaye cikariyorum. karakterin ideal yoklugu gibi bir sosyali yapabilmeyi yasamaya calisiyorum. olmuyor. ama bir yandan da insan aynasiyla yasayamiyor zaten.
ve bundan sonrasi, az durmalarla gececek. bu uzuyor beni. az durmalar, cok kosmalar, isler, yapilmayanlari... sadece cumleleri degil, yasami sindirmeye vakti olmayan bir kosusturma.
ve ben sabirsiz, ayni anda sevmiyorum kosturmayi. her gune, her saate, bir yuz, bir is dagitmayi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder