31 Mart 2010 Çarşamba

hop dedik

bir sürü sayfadan çıkan kendilikler, kendiliklerin ne kadarı başkalıklardı sorusunu sordurdu. Şimdiki ne kadar ki bir tabu olmuş, yoksa bir nevi? Biz kendimizi şok(e) edelim diye mi yazdık baylar bayanlar? Bir sürü satırdan sonra bir anda, dünyayla baş etme yöntemlerimiz daha mi iyi oldular, yoksa biz yanlışlıkla mı büyüdük dedik. Yanlışlığın kanatları altında, yanlış yanlış bugünkü doğrulara vardık? Başka varış biçimlerinin sorusunu sormamak mı oldu büyümek. Galiba zamanın tahakkümünü kabul etmekmiş olması gereken a dostlar.
Herkes, bazen zorunlu göç sebebiyle, bazen de ekonomik nedenlerden hayata başlamak için çok aceleci.
Önümüze bakmak, önümüze bakmak. E ben bir türlü bakamıyorum a kuşlar? Yıllar önceki, yahu kendine yazık etmişin, bir sürü incik cıncık arasından çıktı. Bir sürü incik cıncık, bir sürü varoluşa, bir sürü unutkanlığa denk geldi.
Çok feci bir karşılaşış oldu bu a dostlar. Ama, şimdi gramaj hesaplamak gerekir. Yirmi yedi yılın tamamlanmasına az kala bir geçmişin içine yanlışlıkla düşmüş bulunuyoruz. Uygun adım bir-ki, elbet bir hedef buluruz inancıyla, çukurumuzdan çıkıyoruz.

öyle bir volkan göbekten boğaza, nefes iki yakası bir araya gelmez, kesik kesik bir şehir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder