16 Haziran 2010 Çarşamba

evde kimse yok mu

gece calismak insanin kafasinda donen dusunceleri bir turlu atamamasi ve uyumamasiyla sonlaniyor. sonra uyaniliyor, balkonda bir sigara iciliyor.

bu durumda evi cevreleyen apartmanlarin hepsinin balkonlarinda yine gece uyuyamamis ve sigara icen insanlara rastlarsam eger bu varolussal bir probleme isaret etmez mi?

ama eminim simdi uykularinda donenlerin bir kisminin uykusu hafif, bir kisminin derin. yarin bu yazi hala var oldugunda uyanmis olacaklar, sonra yarin aksam tekrar uyuyacaklar.

su anda buna bile sasiriyorum neredeyse, garip bir yerden, karnin ortasindan gelen bir hisle neye sasirdigini tam bilemeden sasiriyor insan.


bazen oyle duzenli olabiliyor ki gundelik yasam, bu kadar rutin olmasina inanamiyor bunye. bazen de -su anda benim icinde oldugum gibi- neyin pesinden kossam da, sunlari bir duzenlesem, siraya dizsem, bir de dusunceden ve mesguliyetten ozgur zamanlarim olsa, dedigi gunler oluyor.

cok ciddi bir bicimde hayatin acilen basitlestirilmesini talep ediyorum. ya da her sey bir sureligine sussun, internet kapatilsin, insanlar evlerine cekilsin, televizyon yayin yapmasin ve vuvuzela sesleri dursun, bir de ezan kesilsin. zamani hatirlattiran ve unutturan ne varsa bir ara versin de, biz isimize bakalim.

ama oyle isimize bakmanin da keyfi olmazdi be, di mi? boyle mazosist mazosist daha guzel. zaman ve zevk arasindaki kacinilmaz iliski.


cok korkunc bir insana mi donusuyorum ne? is oldum, isten bir topa donustum, yuvarlaniyorum. (aslinda gece balkona bilgisayari goturup, hirkami giyip, cayimi koydugumda kendimi cok seviyorum nedense. bu sevgimin kaynagini cozemedim henuz.)


tabii aslinda, ekrana soylemiyorum ama, bu aksam neler dusundum neler, balkon nelere kadir. `napiyoruz yahu` ile baslayan sorulara mesela. ama buraya o kadar koyu koyu yazmayi hem insanliga hem de kisisel ekran gecmisime haksizlik addederim. martilara bile bu tarz sorularla gitmiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder