24 Şubat 2011 Perşembe

kör düşünce

Güya insan düşünür de, bu düşünce neye yarar bilinmez. Ben de düşünürüm ama, farklı yollardan aynı düşünceye çıkar, beni bekleyen bu nihai düşüncenin de hakkını veremem bir türlü. Kör Baykuş'u okurum mesela. İnsanların küçümsediği dertlerden bahseder mesela. Sonra küçümsenen dertlerimi hatırlarım. Sonra ölmeyi. Sonra da annem gelir aklıma. Bu son iki fikre nereden başlarsam başlayayım varabilirim.

Mesela. Kimse beni anlamıyor. Stop. Ölmeliyim. Stop. Ama annem. Stop. Gibi.

Ya da,

Kör Baykuş'ta olduğu gibi onaylanmayan dertlerim var benim. Stop. Yalnızım. Stop. Ölmeliyim. Stop. Ama annem. Stop. Gibi.

Bu zincirin varlığına o kadar alışmışımdır ki artık sarsmaz. Hamurla oynar gibi çekiştirilebilir, ama asla yeni bir şekle girmez. Hatta bazen bu zincirden doğan çaresizlik bir hayalet gibi belirir. Çözümsüzlüğe işaret eder.O zaman düşünmeyi de bırakırım ben. Boşvermişliği gösterir.

Ahmet Ada, "Kolay değil dile getirmek eşiği." demiş. Belki yalnızca budur sorun, eşiği dillendirmek bir yana, düşünmek hatta.

Eşikte dil yetersizse, düşünce de kör o zaman.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder