tape & bill wells - fugue 1
nils frahm - for
washed out - far away
biosphere - poa alpina
biosphere - poa alpina
belong - late nite (videosu da ekte, neyin ekinde? daha çok içinde.)
balustrade ensemble - tangle in delirium
max richter - untitled (figures)
max richter - untitled (figures)
beethoven - 7th symphony 2nd mov.
çaldı, güzel oldu. sonra aklıma bodrum katında yaşayan alternatif bir ben geldi. demirli pencereden görebildiği tek görüntü sokaktan geçen insanların ayakları olan. ve karşısındaki görüntüyü değiştirebilen tek şey olduğu için her yıl sabırsızlıkla karın yağışını bekleyen.
kar yağdığı için çok katlı residanslarda yaşayanlar için üzülebiliriz. karı anlayabilmek için yer seviyesinden çok yüksekte olmamak gerekiyor. sonra havada uçuşan taneleri izlememizi sağlayacak bir sokak lambasına ihtiyacımız var. beyaz bir şehre uzaktan bakmak zevklidir elbette. yine de tanelere yakından tanıklık etmek lazım.
sonra kar ayak seslerini yutuyor. yukarıdaki şarkılara da bakılırsa, özellikle belong'unkinin sanki bir sesler bütününden çok, seslerin suretlerinden oluşan bir bütüne daha yakın olduğu görülebilir. "sesin sureti." bu tabir hoşuma gitti. evet kar şehirle ilgili "temsil" durumu üzerine, şehrin gözlerimizin önündeki en değişik sureti üzerine düşünceler üretmeye sebep oluyor.
sesi de zaten bir "temsil" olarak algılamaya meyilliyiz. arkasında bir bedeninin, kaynağın durduğu şey. lakin o beden aradan çekildiğinde ve hatta aslında hiç orada olmadığını fark ettiğimiz an çok korkunç gelişmelere gebe.
boğuk bir ses de sanki kendi sesinin sureti. ya da belki bir sesin hayaleti. belong'unki de bir hayaletler korosu. (I ♥ white noise)
sonra karın kokusunu yağmur kokusunun biçim değiştirmiş hali olarak düşünmek de insanın hoşuna gidiyor. karı da çözülmek için ilkbaharın gelişini bekleyen donmuş yağmur damlaları yapalım o zaman.
(ev çok soğuk, burnum üşüdü)
(ev çok soğuk, burnum üşüdü)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder