2 Temmuz 2012 Pazartesi

göndermeli

'mutsuz, umutsuz ama fonksiyonel olduğum, yalnız bir hayata varım demeliyim' demişsin, duydum. yalnız hayatımız nedir onu düşündüm. hatta bugün, yalnızlar birbirini duruşundan tanıyor diye düşündüm. benim yalnızımla senin yalnızın aynı mı? bak işte bunu merak ederim. 

şimdi ise sana kısa bir mektup yazmaya karar verdim. değişik oyunlar oynuyoruz. bu da onlardan biri olsun, benzetmeler, çıkarımlar yapalım, bloglararası bir galaksimiz olsun dedim.



insan nasıl tatmin olur? sorumuz bu galiba. hani o huzurlu, kendinden memnun, bazılarının 'bütün' dediği hal. bu dediğin gibi votkalarla biraz zor, mümkün mertebe şuurluya çekmeli her şeyi sanki ki dünyamız büyüsün, evren genişlesin. hareket alanımız artsın. bu belki şaşırmamak dediğin şeydir. ama şaşırırız be sayın bıdık. 'hadi canım!' lafından hatırlarım seni.  

bir de hep nedense şöyle bir his: herkesin az çok da olsa huzurlu hissettiği bir adres vardır. artık bütün odalarını çok iyi bildiği, nerede ne var gözü kapalı söyleyebildiği bir ev gibi. küçük, büyük herkesin böyle bir eve ihtiyacı var gibi gibi. yalnızlık bir yere kadar odaları sakince keşfetmemizi sağlar. ama belki de biraz aşina olduktan sonra, daha panik bir halde deneyler yapabiliriz. o evin içerisine başkaları girince odaların nasıl şekil, eşyaların nasıl yer değiştirdiğini de görmek isteyebiliriz. 

beni sorarsan ben mesela müzikle kontrollü deneyler yaparım. müziğin evimin görüntüsünü değiştirmesine izin veririm. 

adresimize ulaşmamızın yolu, kendimizle ilgili mümkün mertebe 'dürüst' olmanın yanı sıra (bunun anlamı üzerine tartışabiliriz) bir de herhalde gidiş yolumuzu olduğu kadar geniş tutmaktan geçiyor gibi geliyor bana. orada hatta aynı yolu tutmuş insanlarla karşılaşabiliriz, yol arkadaşlığı yapabiliriz. onların da yolcu olduğunu hatırlarız bazen şaşırarak. hatta belki bizim karanlık sandığımızı o gündüz gözüyle görmüştür. 

yolda durup bir şeyler atıştırmak ister misin diye sorarım sana. sonra devam ederiz. sana bir kola, bana çay. durup manzaraya bakarız. belki deniz kıyısında bira. utanarak yaptığım bütün bu kötü benzetmelerimin sebebi, seni bu molaya ikna etmek içindi. acelemiz yok, zaten birlikteyiz. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder