adagio for strings hüzünlü, çok hüzünlü. hüznün duruluğunda. bugün metroda eve gelirken, akşamın yorgunluğu omuzlarımdayken bir de bunu dinliyordum. daha da dineyim, durayım diye. bir arkadaşımla konuşuyorduk, son günlerde biraz kilo verdim, sanki yok olmak istiyorum dedi. sanki küçülmek, küçülmek istiyor diye düşündüm. insan sadeleşmek ister. bana da geliyor bu. adagio for strings taşın üzerindeki toprağı savurup çıplaklığını ortaya çıkarıyor. ben de şimdi adagio for strings yüzünden sadeleşmek istiyorum. kendimi bırakıyorum, hüzün kapsıyor beni.
sadece zamanın geçişinde bir hüzün var sanki. zamanın geçişinden neşe çıkar mı? çocukluk biten bir şey mi?
bazen öyle sular doluyor ki içime kalbim göğsümün ortasında sanıyorum. anlamsız seller basıyor. bir şeyi bırakırken olur mu böyle? yeniden eskiye bakarken, sanki eski bana bakarken, bir çocuğa bakıyorum.
adagio for strings'e gelene kadar, bugün bu şarkıyla başladım içimde yavaşlamaya:
link
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder