bazı şarkılar yoktan yere başımıza dert açar. çok dokunmadığımız, önemsiz gördüğümüz, ama bir zamanlar hayatımızı işgal etmiş bir takım duyguları, neresi olduğunu tam çıkaramadığımız bir yere ait kokuları geri getirir. mesela o şarkıya denk geldiğimiz gün, bir de yağmur yağıyorsa, şehir de onu bekleyen sıcak günlere karşı son direncini yağmur bulutlarına tutunarak gösteriyorsa o önemsizler su yüzüne çıkabilir, sokakları basan selle birlikte suyun üzerinde gözümüzün göreceği şekilde bir oraya bir buraya sürüklenebilir.
pale star, bütün gün başka şarkılara uğrayıp uğrayıp geri döndüğüm pale star böylesi bir şarkı. sade, iddiasız, bir gitar teliyle gönlün on ikisini titreten ve labradford, the for carnation günlerini hatırlatan.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder