çağımızın vebası mutlu olma zorunluluğunun bir heyula gibi tepemize dikiliyor olması mıdır? bu sorunun yanıtını arayan bir kitap hediye etti b. bana. içinde psikoloji biliminin eleştirisinden tüketim toplumuna uzanan bir eleştiri olduğunu "varsayıyorum" daha okumadan. mutluluğun o imkansız merkezinin, o ulaşılmaz altın toprakların etrafı kişilik bozuklulukları ve türlü psikozun hasmane dünyasıyla çevrili. mutluluğun bir demi de var, onun ötesi mani.
fakat psikoloji bilimine yönelttiğim fuko esintili eleştirilerimi biraz yumuşatmaya kani oldum. dün evinizdeki terapist adlı kitabı kucağıma aldım ve ilk egzersizini bu akşam yapacağım. çünkü "insan sürekli gelişen bir varlık." "sürekli gelişen, sürekli yeşeren ve harekete geçemediği için var olan iş aş durumundan mutlu olması ve onlara kani olması amacıyla psikoloji kitaplarından medet uman."
"günde 10 saatten fazla çalışma kalp damar hastalıklarına neden oluyor." bu araştırmayı yapan bilim insanları günde kaç saat çalışıyorlar acaba?
bu parça ise hüzün soslu bir bütünlük hissi vadediyor insana, mutluluktan ve depresyondan azade:
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder