bu aralar ve özellikle dün hafif sinirler bozuk. hep bir yol ayrımına geldiğim hissi olurdu, ama şimdi bir yol ayrımındayım gerçekten ve iki taraf da sorumlulukları yüklüyor omzuma. hayati bir takım soruları cevaplamam gerekmiş gibi hissediyorum. dün konuştuk z. ile telefonda.
zamanımı kontrol edebilmek, daha fazla para kazanmaktan daha önemli benim için. Bugüne kadar okuyup ettiklerim ve gözlemlediklerim sonucu, çok paranın değil, makul miktarda bir gelirin ve vaktini kendi kendine ayarlayabilme yetisinin insanı mutlu ettiğine kanaat getirmiş durumdayım. ben insanını en azından.
bu yönde bir karar alabilirim yaklaşık 1,5 ay sonra. zaten çok para kazanmıyorum. ve bu durum için gerekli hazırlıkları aylardır yapıyorum. para biriktiriyorum. bir de yeni geçtiğim departmanda nefes darlıkları yaşıyorum arada. çünkü sürekli vakit talep ediliyor, angaje edilmeye çalışıyorum ve ben üzerime gelindikçe direnişin en görkemlisini sergileme eğilimindeyim. kafam niye bu kadar bozuk, ruh halim niye bu kadar sapkın, niye sürekli bir ergenlik onu çözebilmiş değilim.
yıllar sonra, birçok yılların sonrasında arkadaş ortamı iyice değişecek. bir kısım daha iyi, bir kısım daha kötü kazanıyor olacak. tüketim pratikleri ve bir araya gelmeler de buna göre değişecek. o noktada nasıl bir eksilik hisseder insan, hisseder mi bilemiyorum. daha şimdiden farklar oluşmaya başladı.
bir de "sevdiği işi yapmak" başlıklı bir mesele var. şimdiye kadar gördüğüm bol insanlı hallerin bende bir kayma yarattığı, sevdiğim işlerin çoğunun yazı kaynaklı olduğu. ve bu yönde bir seçim yapmam gerekmiş gibi geliyor bana. insanlarla anlaşamamak değil de, örneğin toplantılarda, örneğin istanbul trafiğinde bir toplantıya giderken geçen zamanda, sanki vaktim elimden uçup gidiyormuş gibi ağır bir his geliyor, bu tekrar eden bir duygu durumu.
göreceğiz. birkaç ay sonra bir bahanem olacak mı, olmayacak mı bilmiyorum. ama üzerime daha da gelinirse, daha büyük bir direniş oluşuyor bende. buna nasıl bir çözüm bulabilirim, bilemiyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder