6 Aralık 2015 Pazar

paylaşmak

paylaşmanın, alınan keyfi ya da hissedilen üzüntüyü bir başka kişiye açmanın temel bir ihtiyaç olduğunu bir kez daha idrak ediyorum. bu paylaşma birçok biçimde olabilir, fakat kendini ifade etmenin tırnak içinde sanata dönüştüğü o sınırda bir şeylerin farklılaştığını da düşündüm bugün. sanatsal ifadede bir farklılık var. belki estetik ya da yaratılan etki gibi unsurlar devreye girdiği için. sanatın nerede başlayıp nerede bittiği hep tartışmalı ve kanımca bağlamla doğrudan ilintili olduğu için bu sınırı nereden çizeceğimize dair bir fikir birliği yok. fakat yoğun duygulanımım sonucu yazdığım şiirin deneyimiyle (ki bu deneyim de tekil değil, çeşitli) bu duygularımı biriyle paylaşmamın deneyimi arasında fark var özetle. muhtemel ki burada egoya dair süreçler devreye giriyordur. iyi bir müzik dinleyicisi, dinlediği şarkı tüylerini diken diken ettiğinde bunu bir duygudaşlık içerisinde başkasıyla paylaştığında muhtemel ki aşkın bir deneyim yaşıyordur. fakat bu esrimeyle bir şiirin başına oturduğunda, belki onun yapı taşlarını oluşturduğunda, eğer iyi bir çevirmense, o hissi büyütüyordur, dönüştürüyordur; kim bilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder