17 Şubat 2016 Çarşamba

akuamarin

louis ck'in bir bölümde hristyan bir kadınla bir televizyon programına katılıyordu. orada kadın, louis'ye 'sana acıyorum' diyordu, 'o kadar çok acı çekiyorsun ki.' konu mastürbasyonun zararlarıydı ve mastürbasyonu savunmak için televizyona çıkmayı sadece louis ck kabul etmişti. 

kadının bunu derken neyi kastettiğini, bir inancı olan insanın inanmayanlara nasıl bir dışarıdanlıkla ve bir nevi egoyla bakabileceğini ancak anladım. inanan görece rahattı, çünkü kendini çok daha geniş ve gündelik hayatınkinden farklı bir değerler sistemi içinde var ediyordu, dışarıyı yalnızca baskın ve yanıltıcı gerçeklik olarak tanımlıyordu. ama bir yandan da, buna eşlik eden "spritüel" diyebileceğimiz bir egosu da vardı, o da insanları küçümsemesine sebep oluyordu.

bir egoya kapılmaksızın bu hayatta edinilmiş statü ve iktidar deneyiminin daha geniş ve göremediğin bir gerçekliğin yalnızca küçük bir parçası olduğu, dünya üzerimizdeki değerimizin edinilen iktidar ve para ile ölçülemeyeceği düşüncesi çok rahatlatıcı. inananların bir kısmında bu var. bu bir kaçış (escapism) gibi durabilir. öte yandan benim bu yaşıma getirdiğim gerçekliğe çok daha uygun bir yandan. bu düşünceye eşlik edecek tumturaklı, başı sonu belli bir inanç sistemim olmasa da, insanların duygusal ve zihinsel olarak kendilerini donatmış olmalarına, bir yerin müdürü olmalarından daha çok hayranlığım var. ayrıca bunun inanç tamamlayıcısı olarak insanların farklı yaşamlar sürseler de, sosyoekonomik konumlanışlarından görece bağımsız olarak özgün ve öğretici bir deneyimi yaşamaya gelmiş oldukları fikri yakın geliyor. 

işte böyle böyle toprağa bir akuamarin taşı gömdüm. bugün de alıp boynuma astım. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder