Bu kart sürekli karşıma çıkıyor. Doğrusal olmayan bir biçimde hayatımın çeşitli dönemlerini birbirine bağlıyor. Farklı ülkelerde, farklı şehirlerde camdan dışarı bakıyorum. Yol karla kaplanmış. Arabaların sesi duyulmuyor. Herkes nefesini tutmuş. Ağaçlara çarpan rüzgârın sesi geliyor.
Hayatın tüm karmaşasına, uzak bir noktadan, yargısız bakıyorum. Tüm o varlığın içinden çıkmış, bir nevi yokluğu deneyimliyorum. İçimdeki sivri yanları bir bir törpülüyorum. Kaynayan duygularımı soğutuyorum. Yangının yavaş yavaş sönüşünü izliyorum. Ayak izlerinin üstüne bir halı seriliyor. Durgunluğun üstünde bir fener yakıyorum. Sıcağı soğukla dengeliyorum.
Zaman öyle yavaşlıyor ki bir kar tanesinin düşüşünü, eriyen uçlarını, yere düşüp diğerleriyle buluşmasını ayırt edebiliyorum. Genele değil, özele inerek her anı, her hissedişi, her görüntüyü parçalarına ayırıyorum. Uzaktan büyük gelen şeyler, yakınına gidildiğinde neredeyse aynılar, onu fark ediyorum. Bırakıyorum. Derin bir nefes alıyorum. Uykuyla uyanıklık arasındaki o diyarda göz kapaklarım yarı aralık sessizliği dinliyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder