yikici bir anlama sureci tamamlandiginda neye donusuyor yani?
heidegger okuyasimi getirmesi disinda (ki ne coklari okuyasim geliyor, derrida okuyasi gelince insanin uc cumleden sonra yoruluyor, okuyasimiz gelse kitaplari alsak da bir de anlasak... heideggerce konusursak, anlama surecinde metne yonelttigimiz enerji icimizde patliyor afedersin anlayamayinca) evet akademinin, doktoranin mazosist bir yani oldugunu soyleyenlerin ne demek istediklerini heidegger isiginda anlayabiliriz.
ve elbette agresyon varsa saldirganlik ve cinsellik de orada bulunuyor. anlama eylemi hem saldirgan hem de erotik surecleri olan bir seye donuyor.
simdi burada tahminim (heideggerle ilgili kisacik bir bolumden yola cikiyor sabirsizimiz, heidegger'in hepsini okuyamayacagini biliyor) en azindan kendisinin anlama surecinde "ideal anlama"dan bahsediyor oldugu. bu ideal anlama durumunun gerceklesmesi icin, bir seyi tam anlamak icin, o seyin butunluklu bir oznelligi (integral subjectivity) oldugunu var sayiyor olmaz miyiz acep? biliyorum "varlik"tan oznellige kaydik bir anda. orayi ben de cozemedim. bu durumda kendimizi de butunluklu algilamamiz gerekiyor demek ki. butunlugu olan varliklar olarak butunlugu olan diger varliklari "tam" olarak algiladigimizda aslinda tuketim/cinsellik surecinin disina cikmis mi oluyoruz? eh o durumda surekli bir anlayayazma durumundan bahsedebiliriz ancak zaten diyor sairimiz. anlayayazma durumumuz ise her kosulda siddet icerecek. evet diyalektik mevzular bunlar.
buyuk sozlerle ifade etmek istemiyor gonul ama kolaya kaciyor biraz: soze inancimin azaldigi su donemde, su agresyonu, akademik egoyu, egoyu da yaninda goruyor olmak, heidegger'in bu soyledigini daha da anlamli kiliyor gozumde. eh... akademik ve akademi disi okuyan ego(muz) hep vardi, ama sozle ilgili inanclarda da bir asinma olunca boyle kaliniyor ortada.
ve soze olan inancin asinmasi sonucu yerine gelen bir durum olmuyor. daga kusuyoruz ve fare oluyoruz gibisinden. soz ise yaramadigi icin soze kusmek gibi bir durum belki de.
heidegger'i belki hic okumayacagim ama en azindan krishnamurti'yi okumak istiyorum turkiye'ye dondugumde. bu da bilgisayar ekrani notu olsun.
---
ikincil olarak da oyle dertleri mayalaninca insanin icinde yogurt oluyor. o yogurt da bir bakmissin icini doldurtmus, hafif taslasmissin, eskisi kadar esnek, hareketli degilsin. sabirlisin. demek demek buymus bahsettikleri sey dedi port-royal.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder