19 Nisan 2012 Perşembe

sevgili günlük 2

bir kitabı olduğu yerden kaldırıp rafa koyamıyorum. koyamadım. sadece bir nesne, ona dokunmak bir yaşamı, canlılığı, hayali tanımak, zenginleştirmek, sürdürmek için verilen gönüllü çabayı hatırlattı. garip geldi. her şey kendi kendine de yaşardı çünkü. ama öyle yapılmıyordu nedense.

eğer bir kitaba dokunup gözlerimi kapadığımda gözümün önüne hiçbir şey gelmezse bu hikayenin gerçek olmadığına inanıp derin bir soluk alırım belki. biraz sonra bunu deneyeyim diyorum. yanı başımdaki bir bardak suyla birlikte.

çünkü bazen, nesneler, ama özellikle puslu nesneler bir şey taşır gibi. ve biraz daha düşününce birbirinden iyice ayrışmak için büyük çabalar gösteren bütün canlılıkların arasında bir kapı gibi. bilemedim.

bugünden bir yıl geçtiğinde aralarında tereddüt ettiğim çoklu gerçekliklerden en ağırı kazanacak bunu da biliyorum. hep öyle oldu şimdiye kadar ya da öyle olmuş. ama zorlamıyorum da kendimi. her şey olması gerektiği gibi, değil mi?

ve söz konusu bersarin:




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder