30 Haziran 2013 Pazar

aşkın zamanlar

çocukluktan bu yana aşkın olanı aramakla geçti ömür. tüketilebilir olanın yanında aşkın olan, zamanı durdurma ve her an her şeyin mümkün olduğu ihtimali ve umudunu yanında getirir zira. bir genişlik hissidir kısaca, kendinden fazlası olunduğuna dair bir "hissiyat."

aşkın denilen şeyle zaman arasında doğrudan ilişki var. zaman bir duruyor o kesin. özne nesne ayrımları muğlaklaşıyor, o da teyitli.

bu durumda değişik zamanlarda değişik deneyim ve nesnelere "sardığımı" gözlemliyorum bu uğurda. bunlar:

-müzik (ki aslında genel olarak sanatın başka dalları da benzer bir etki yaratabiliyor, bkz. aldous huxley, algı kapıları)
-olağanüstü havalar (ki içerisinde fırtına, kar, tipi, şimşek vb. durumları içeren meteorolojik durumlar bunlar)
-doğada anlar (doğa dediğimiz şeyin tanımı muğlak, ama işte o denize bakarken ve dinlerken ve yalnızca gözlemlerken, senden daha büyük bir bütünün parçası olduğunu hissettiğin o andan bahsediyoruz)
-arkadaş ortamı (bu da kendi içerisinde, sürekli beraber olunacağına, ortak bir gelecek algısına dair bir his, umut, güven barındırabilen bir ortam. mesela beraber hayal kurmak, tatile çıkmak vesair.)
-sevgililik "anları" (aynı şekilde ortak gelecek algısı burada da geçerli, evlilikten bahsetmiyoruz. yine kişinin kendi sınırlarından daha geniş olduğuna dair deneyimlediği bir durum söz konusu)
-sevişmek (bittabi her sevişmeler değil)
-bir takım maddeler (mesela bir tanesi "öyle bir tamlık hissi ki sanki dışarıda hiçbir şey yok." hissiyatını yaratabilmekte. aslen öfori ve kimyasal. dolayısıyla önermiyoruz)


ve son olarak gezi parkı olayları. aslen aşkın sayılmaz. fakat ilk defa kendini çoğunlukta, güvende ve huzurlu hissettiğim, ortak bir kader algısını farklılıklarla birlikte hissedebildiğim bir yer oldu orası. çok idealleştirmek değil isteğim, ama ait olduğum toplumla kendi kişisel alanım arasındaki uçurumun bu kadar küçüldüğüne ilk defa tanık oldum sanki.

ve işte bu akşam o aşkınlığı yalnızca ucundan acık deneyimleyebilmek adına balkona yerleştim. yağmur yağıyor, şimşek çakıyor ve bu satırları yazıyorum. bazen bu kovaladığım anları tüketmişim, hepsi geride kalmış gibi geliyor. ama elbet yağmurlar yağacak, elbet yeni ve güzel şarkılar olacak, değil mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder