gecenin köründe uyandım. bir takım kaotik rüyalar gördüm. hatırlasaydım, eskiden olduğu gibi çizesim vardı rüyamı. fakat işle ilgili şeyler olduğunu hatırlıyorum az çok.
hayatım bir noktada elimden kayıyor ve gidiyor hissi baki. yapmam gereken çoğu işi yapamadım. ama bu his olmadan da yaşanmıyor sanırım. yaşamak için bazı şeylerin durması gerekiyor. bir noktada fazla kalınınca ya batılıyor ya yoğunlaşılıyor. yoğunlaşma taraftarıyım.
haftasonu da kusarak geçti, iyi oldu. hastanenin acili kırmızı bölge, sarı bölge ve yeşil bölge diye ayrılmıştı. yeşil bölgeye en hafif vakalar geliyor. sarı bölge kısmında havada bir ağırlık ve ciddiyet oluyormuş. kırmızı bölge ise en ciddi vakalar, kapının ardını görmek mümkün değil.
bir koğuşta serum yerken, koğuştaki diğer hastalarla birlikte bir kader birliği hissine girebiliyor insan hafif kafası iyiyken hastalıktan. koğuş sisteminin özellikle çok ziyaretçisi olmayan hastalar için iyi olabileceğini düşündüm o an. hiç de iyi görünmezdi bana öncesinde halbuki.
hatta - ne veriliyorsa artık o an - kafası iyi olup boş boş benim olduğum yöne uzun uzun bakan bir adam vardı. tuhaf bir his. bakıyor ama görmüyor insanların, uyuyanların, geçmiş olsun diyen amcaların ve de geveze koğuş komşularının olduğu bir ortam. hastane sevimli bir yer değil ama, hayati bir durumum yok sonuçta ve böyle karma bir yerde ne kadar uzun süredir vakit geçirmediğimi hatırlıyorum orada yarı uyur haldeyken. yanımda bir adam deli gibi horluyor. horlamalar arasında farklar var ve horlamadan karakter tahlili yaparak zaman geçirmek mümkün. yaşlı çiftler var iki yatakta. bir tanesi geçmiş olsun kızım diyor giderken. hoşuma gidiyor.
insan korkuları, zorunlulukları ve meşguliyetleriyle nasıl da tek tip bir yaşama girebiliyor, girmemek lazım, dışarıyı biraz zorlamak lazım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder