beş kahve sonrası anlaşılıyor ki sosyal uygunsuzluğun ve uyumsuzluğun kitabını yazabiliyorum bazen. 5 sayısıyla ilgili anlatılan bir espriyle imlenen bu an, 5'li kahvenin ve havanın basıklığının etkisiyle mini bir sosyal anksiyete atağına sebep oluyor. dünyayı koca bir ayna, her bir gözü üzerine doğrultulmuş birer namlu gibi algılamak bu 5'in içerisinde. işte böyle anlarda, tam da böyle anlarda ne kadar "insan", ne kadar önemsiz olduğumu hatırlamak çok iyi geliyor. insan saçmalıyor. insan yalnızken daha az saçmalıyor. ve fekat yalnız olmaya programlanmış bir varlık değil, psikolojiye giriş: sosyal bir hayvan.
mesela boards of canada'dan peacock tail'i açtığımız zaman içimizde zıplayan minik anksiyetelerin dağıldığını ve havaya karıştığını hissedebiliriz. ve hatta alkollü gecelerin buhranlarına geri dönerek "bu da benim bu bedendeki deneyimim" diyebiliriz. gündelik hayatta çoğunlukla düşünceler hisleri yaratıyor ve türlü perspektiflerle bir durumla ilgili farklı hissedebiliriz. ben de buna uğraşıyor, peacock tail ve çeviri yapmak suretiyle aklımı dağıtıyor, hislerimi havalandırıyorum. olaylara daha da farklı bakmaya başlarsam, belki uçabilirim bile, bilemiyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder