19 Eylül 2014 Cuma

bir dönem filmine hapsolmak

ya da dün akşam hissettiğim, geçmişten bir günü yaşıyor olduğumdu.

bütün bunlar zamanın doğrusallığını kırıyor, geçmiş ve geleceği aynı düzlemde birleştiriyor, şu an gitgide yüceliyor, inceliyor, geçmişsiz, geleceksiz, incecik bir şey oluyor, sonra kırılıyor şu an. o kırılmanın akabinde geriye bunu daha önce yaşadım ben ve hep yaşayacağım hissi kalıyor.

şu anı geçmişte yaşadığını "hissetmek" sadece melankoliye sebep oluyor. özel değil çünkü. yaşanan hiçbir şey biricik değil. her şey eski.

zamanın döngüselliği boyun eğdiriyor. etraftaki yüzler, sarı/turuncu ışıklar, yavaş yavaş ortaya çıkan, sökük uzun kollular, kalabalıktan yükselen o boğuk ses, sanki herkes tanıdık, çok çok önceki yaşamlardan tanıdık ve evrende, evrende, boğazdaki yumru gibi, küçücük bir noktada, sigara dumanlı bir masa, masadaki insanlar, sıkıcı bir dönem filminde, hapsolduk.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder