12 Eylül 2014 Cuma

papatya çayı

nils frahm çalıyor ve ben bazı şeyleri zamanında niye yapmış (yapmamış) olduğumu çözemiyorum. şimdiki benle geçmişteki benin sarılıp kendilerine bir kahve alıp gece geç saatlerde bitecek bir sohbete dalmalarını istiyorum. açıkçası çoğunluk için olağan ama beni etkilemiş olan bazı "acı"ları niye hissetmiş olduğumu, olduğum yerde niye durakalmış olduğumu çözemiyorum. çözüyorum, çözdüğüm zaman ise dirayetime, olmayanı bekleyişime, bazen kalabalıklarda kendimi kıstırışıma akıl sır erdiremiyorum.

papatya çayı içtiğim zamanları hatırlıyorum mesela, o halden çıkamamamı anlayamıyorum.  endişenin bu kadar büyüyebilmesini anlayamıyorum. sonra anlıyorum. kendimi omuzlarımdan sarsıp genişletesim genişletesim geliyor göğsümü. insanın küçük, çok küçük olduğunu söyleyesim geliyor. bırak diyesim geliyor, bırak hepsi gitsin, her şey uzaklaşsın ve gitsin.

ve buna tekrar girebileceğimi, tekrar yaşayabileceğimi düşünmek korkutuyor. kendiliğimin sınırları flu geliyor. bazen sonsuza kadar donmuş şekilde, bir kabın içerisine savrulabilirmişim gibi geliyor. hatırlanacak bir ben yokmuş gibi geliyor. bunun, en azından ayaklarının altından zeminin çekilmesinin mümkün olduğunu biliyorum.

genişlemek, genişlemek. zorlamadan, belki yalnızca bir adımla genişlemek önemli. bir de galiba geçmişi toptan, tamamen affetmek. gerçekten barışmak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder