29 Kasım 2009 Pazar

zamanlar



odamda bir adet ucuc bocegiyle birlikte, oscar wilde' in bir metnini turkceye cevirmeyle cebellesirken, bir anda buraya yazasim geldi. diyesim geldi. zaman ne cabuk geciyor ve ne garip, su okulun bitmesine 15 gun kalmis. zaman ne cabuk geciyor ve ne garip. boyle boyle bu cumleyi tekrarlaya tekrarlaya neredeyse 4 ay geciyor oyle iste. bu sabah dusunuyordum. boyle zamanlar oluyor, bir anda bir uykudan uyanmisim gibi hissediyorum dupeduz uyanikken, bir seyler yaparken. bir anda garip bir hisle, bir geneli algilama hissiyle doluyorum. anlamsiz geliyor cunku bir tanima sigdiramiyorum. oylesine bir hisken, beni bu kadar etkilemesini de aciklayamiyorum.
neyse yine boyle hisle kavrulmusken ben "zaman ne acayip yahu" gibi bir de cumle cikiyor yaninda. cunku bir turlu gecmisimi kronolojiye oturtamiyorum kafamda (en azindan o anda). her sey koca bir torbaya dolusmus da aralarindan seciyormusum gibi. boyle zaman gecmis burada. tekrarlar aynilasmis, ve aynisilan tekrarlarin icinde, artik yapilan eyleme onem verilmemeye baslanmis, o eylem sirasinda cikan dusunceler ise zamanda iz birakmis. ama o dusunceler de unutuluyor iste be gulum. o anlarin hissiyle anlam kazaniyor onlar. yoksa o hisler, ozetlere donusuyor bu dusunceler. ve bu donemin aslinda bir zor gectigi, bir turlu gecemedigi (turlu sebeplerden dolayi oyle oldugu, olumlerin kalimlarin yalnizliklarin nefesinin hissedildigi gercegi) bir turlu soylenemiyor bu ozetlerde. cunku haberler uzaklardan geliyor desem. hele bu donem desem haberler hep uzaklardan geldi ve haberleri seyredermis gibi, ama bir tuketim hissiyle degil, daha cok bir yakinini kotu bir haberin parcasiymiscasina gormussun gibi izledim desem. bir suru insandan gelen, kotu, kirgin haberleri. iyileri sevindiriyor, ama ancak anlatildiginda sevindiriyor desem. bir turlu taniklik edememis olmanin getirdigi, garip, uzaklardan gelen tiz ince bir ses desem o haberler icin. ve o yuzden nedense, buranin paylasimi da bir zor oluyor, bedenler de olsun istiyor insan yaninda uzaklara haber verirken. bir sure anlatilmayanlar birikiyor, bir yigina, koca bir butune donusuyor. ama sonrasinda o butunu anlatmak da ancak ozetlere dusuyor cunku desem. ve o yuzden desem ki ozetlerim var yalnizca anlatilacak, baska bir sey yok. iste boyle garip bir sey zaman, final paper'i yazarken. geliyor, cokuyor insanin ustune. bir turlu kelimelendiremedigin onca seyin bir kategori haline geldigi yer zaman belki de. yani sanki degismisim gibi geliyor, ama bunu dedikce degismemisim gibi geliyor desem. oyle iste...

geriye baktigimda torbada yalnizca su an var desem. cok acayip cok zaman denilen sey.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder