24 Temmuz 2011 Pazar

hrr

yazın, yaz mevsimini bulanın ve yaşatanın ağzına sıçayım denir değil mi? sıcağı arzulayan, kışın çok üşüyen, kapalı havalarda çok mutsuz olan insanları hiçbir zaman anlayamayacağım herhalde. şu anda HİÇBİR ŞEY yapamıyorsam, bunun sebebi yüzünü yaz güneşine çevirmiş olan ev ve yeterli olmayan ev içi esintidir herhalde. Hiçbir şey yapamadığımız bir mevsimi niye arzularız? herkes 3 ayını plajlarda, dağlarda, yaylalarda geçiriyor da haberim mi yok benim? bir araya gelirsek belki bu yaz mevsimini iptal ettiririz ha? ya da ben izlanda'ya taşınayım.

yaşasın fotosentez. yaşasın agresyon.
tüm yakınlar ya tatilde, ya iş için şehir ve hatta ülke dışında. döndüklerinde de çok az bir kısmının yüzünü görebilirim çok muhtemel. evde hassas ruhlu bir kedi ve onu eğlemeye çalışan ben varım. sıcakta hiçbir şey yapılamıyor, bilgisayar karşısında oturulamıyor, oyun oynanamıyor, kitap okunamıyor. tv desen ayrı fotosentezde. fringe berbat bir diziye evrildi, wire izleyecek yeterli dikkat süresine sahip değilim, bu amaçla indirdiğim light harry potter serilerini açasım yok. evde yemek yok, içimdeki aşçı izne ayrıldı. istanbul'u daha sıcak günler bekliyor ve ben sanırım tüm insanlıktan nefret etme noktasındayım. bencilliğin ve ben merkezciliğin sandığımdan daha yaygın olduğu kanısındayım. kış mevsiminde daha optimist bir bakış açım var muhtemelen.

favorim çay bahçeleri. kitabım ve ben oralardan çıkmıyoruz 3 gündür. buna rağmen hani hönkürsem beşiktaş'tan duyulur gibi bir sinire sahibim. kendimden korkuyorum. oh my god.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder