"Dün akşam Champ-Elysees'de oturduğum kahvede büyük bir kuş sürüsünü ürkütmüş bir adama benziyordum. Bana doğru gelen bir yığın renkli ve telaşlı uçuş, yüzümü, gözümü sıyırıp geçen kanatlar. Ve sonra boşluk [...] Bazan bu kadarı bile olmuyor. Her şey, bütün hayat, ölü bir dalga gibi ayaklarınızın ucunda kırılıyor. Ve siz, kirli bir suda bir yığın çakıltaşı, yosun parçaları arasında yalnızlığınızı seyrediyorsunuz." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
18 Ekim 2011 Salı
nefesini tutmuş dünyayı izlerken, ona doğru yaklaşan küçük dalgaya doğru uzanmışken, ıslaklığında parmaklarını hafifçe oynatıp biraz gülümseyecekken, dalganın canlılığının ona kadar yetmeyip kumda yok olduğunu seyreden adami dinliyorum şimdi:
"Dün akşam Champ-Elysees'de oturduğum kahvede büyük bir kuş sürüsünü ürkütmüş bir adama benziyordum. Bana doğru gelen bir yığın renkli ve telaşlı uçuş, yüzümü, gözümü sıyırıp geçen kanatlar. Ve sonra boşluk [...] Bazan bu kadarı bile olmuyor. Her şey, bütün hayat, ölü bir dalga gibi ayaklarınızın ucunda kırılıyor. Ve siz, kirli bir suda bir yığın çakıltaşı, yosun parçaları arasında yalnızlığınızı seyrediyorsunuz." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
"Dün akşam Champ-Elysees'de oturduğum kahvede büyük bir kuş sürüsünü ürkütmüş bir adama benziyordum. Bana doğru gelen bir yığın renkli ve telaşlı uçuş, yüzümü, gözümü sıyırıp geçen kanatlar. Ve sonra boşluk [...] Bazan bu kadarı bile olmuyor. Her şey, bütün hayat, ölü bir dalga gibi ayaklarınızın ucunda kırılıyor. Ve siz, kirli bir suda bir yığın çakıltaşı, yosun parçaları arasında yalnızlığınızı seyrediyorsunuz." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder