22 Mart 2012 Perşembe

tehlikeli ilişkiler

çetin, mesela kibirle mutluluk yan yana olmuyor, bu akşam hatırladım.

tehlikeli ilişkiler güzel, sahneleniş, kitabın duygusu, o kaotik sınırlı çevre, kaçıp kovalama, güç ilişkileri, hepsini yansıtıyor.

sonra şebnem köstem, madame de merteuil böylesi vücut olunur mu? diğer oyuncuların arasından sıyrılıp tek başına oynasa yine izlenir herhalde. nedense kitapta da kızıl hayal etmiştim karakteri. bir yerde deniyor muydu ki?

ve aslında ne oluyor? asıl sorumuz bu, çünkü her şey bir izlenim, evet bir izlenim.

böyle güzel bir gün oluyor. tiyatroya birlikte gelen insanları izlemek hoşuna gidiyor yalnız insanın. sinemadan çıkan adam gibi, tiyatrodan çıkan kadın gece bahar havasını koklayarak ve oyunu düşünerek boş sokaklarda, yıkık bir askeri müzenin önünden, eski top arabalarının olduğu yoldan biraz yürüyor. yoğunluktan yaz kokusuna. böyle böyle güzel günlerimiz de oluyor sedat. (artık her epizotta ayrı bir hayali arkadaşıma seslenmeye başladım galiba)

bugünün dolmabahçe çaycısı da, karadeniz döneri de, susan sontag'ı da, oyunu da, ağacı da bir güzel oldu. sahil çok rüzgarlıydı. güneş azıcık kemiklerimizi ısıttı. peki ama nasıl bir dalgalanma bu sedat? mutsuz olmayan mutlu olamaz diyor de laclos. basit diyalektik meselesi mi? sentezine de hayat mı diyeceğiz? bilemiyorum sedat, bilemiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder