ve yıllar sonra bir şaman tarafından tedavi ediliyorum: küçük bir kız yanağıma öpücükler konduruyor, kaçıyor, bir fil beni alıp çöllere taşıyor. sonra zorla göç ettirilen ve topraklarını geride bıraktığı için yıkılan kadına sarılıyorum, herkesi öpüyor, herkese sarılıyorum. mukti farklı bir zamana geçiyoruz, dedi, bu gördüklerin o farklı zamanda yaşanacaklardan bir kesit. ve dış dünya rüyama sızdı, ilaç istemeyene bir şey yapılamaz düsturundan sonra etraf genişledi, ferahladı. ama her zamanki gibi fazla insan, insan fazlası, ses fazlası yankı yaptı kafamda, çok geldi.
o sarışın velet benim çocukluğumun şekil değiştirmiş versiyonuysa eğer hem çok yaramaz hem de pek tatlı belirtmeliyim. ve koşmaktan topuklarımın aşındığı bugün ise karşıma çıkan kırmızı bantlar, turuncu güneş, kırmızı toprak, kırmızı karıncalar neydi bilmiyorum ama, tek tekinsiz anım kazındı aklıma: daha önce hiç görmediğim ama bir şekilde içine girdiğim, biblolarla dolu, şömineli ve sarı duvarlı banliyö evi ve koltukta oturan ve yüzü görünmeyen bir adam. işin eğlenceli kısmı ise şunlar: benim üzerimde bir pardesü, ayaklarım çıplak ve virginia woolf ile elele parkta yağmurun altında oturuyoruz. ben güvercinleri besliyorum, sonra sibirya'da kuzey ışıklarını izliyorum. bir ara kar üstünde askerler savaşa yürüyor, onları durdurmaya çalışıyorum.
fekat genel olarak enerji akışı rahat, trafikte sorun yok gözüküyor.
-you're so light gazelle, you're just floating.
--
geçen gün gördüğüm rüyada ise bir kedi duvarın tepesinde doğum yapıyordu, aşağı yuvarlanan iki yavru hemen yürümeye başlıyordu. aaa diyordum, kedi yavruları hemen yürümeye mi başlıyormuş?
ah beynim, vah beynim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder